Uncategorized

9 Makaleler
Uncategorized

Bozdünya Üzerine – Hece Öykü

Hüseyin Ahmet Çelik ile Bozdünya Üzerine “İnsanın, hayatın ve eşyanın hem kendisi kalarak hem başkalaşarak var olmasını mümkün kılan evren olarak anlıyorum dili.”...

Uncategorized

Güray Süngü ile Makrokozmos Öyküleri Üzerine

Göründüğü kadar net bir mesele değil aslında bu. İlk kitabımın yayımlanışı 2006, şu an 15 kitabım var, 18 yılda 15 kitap gibi görünüyor....

Uncategorized

Âlim Kahraman ile Modern Türk Hikâyesi Üzerine

Modern Türk Hikâyesi Üzerine Âlim Kahraman Söyleşi: Hüseyin Ahmet Çelik Türk edebiyatında, eski tahkiyeden kopma sinyalleri, ilk olarak, Muhayyelât-ı Aziz Efendi adlı eserle...

Uncategorized

“Günümüzün Anlatıcıları”

Sorular: Müzeyyen Çelik Kesmegülü // Kitap Haber // Günümüzün Anlatıcıları // Öykücü Soruşturması Hüseyin Ahmet Çelik Kişiyi yazmaya yönelten temel etken hayaller mi...

Uncategorized

Ayasofya Dergisi Öykü Soruşturması

Öykünün Ahvali Soruşturma: Recep Terler Öykü, Türkiye’ye nasıl bakıyor, günümüz öyküsünde Türkiye’nin yeri nedir? “Türkiye’nin yeri” siyaseten tam manasıyla belirlenemeden edebiyat o yeri...

Uncategorized

2010 Kuşağı Öykü Kanonu Soruşturması

2010 Kuşağı Öykücülerinin Penceresinden Sanat, Edebiyat ve Hayat Soruşturması Söyleşi: Eyüp Tekin, Homoscripter Metinlerinizi var eden dil olan Türkçeye bir gün minnet borcunuzu...

Uncategorized

Geçerken Dergisi – Hüseyin Ahmet Çelik Söyleşisi

Hüseyin Ahmet Çelik’i öyküler yazmaya iten içsel veya dışsal sebepler nelerdi? Bu sebepler yolun başında ve şimdi bir değişiklik arz etti mi? İnsan,...

Uncategorized

Bozdünya’ya Dair- Dünya Bizim

Sorular: Merve Çakır // Dünya Bizim Hüseyin Ahmet Çelik Öykü yazmak için sizi masanın başına geçiren şey nedir? Bir konu mu, bir kelime...

DÜŞÜNCE

“Görme Paralaksı” – Süleyman Karaca

Bazı eserler insanlığın ortak mirasını ve bilgeliğini farklı zamanlarda, farklı araçlarla da olsa okuruna/izleyicisine ulaştırır. O eserlerden ikisi Schuermann’ın Der Papalagi’si ve Kurusowa’nın...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”