Tarafından Yazıldı

116 Makaleler
BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XVII: “rasim özdenören, gül yetiştiren adam, vicdan” – Ceyda Akcan

Rasim Özdenören Okuyucusuna farklı çeşmelerden ulaşan bir isimdir o; hikâye, deneme, eleştiri ve düşünce yazılarıyla birlikte sanat, edebiyat ve çağın ruhuna dair yaptığı...

ÖYKÜ

“Semiramis Hanım’ın Vasiyeti” – Nail Aliyev

Yaşar Kemal ve Tilda Kemal’e Babaannem… Bu hayatta ne istediysem yaptı. İsteklerim de makuldü gerçi. Enfes tahinli çörekleri örneğin. Tüm fedâkarlıklarının, bir babaannenin...

#YOKLAMA

“Naat Fâsî” – Kadir Daniş

i.kritik bir karar vermek gerekiyor şimdiseni bir daha görmek de görmemek de denizbiri tuzlu, suyu acı, içilmez, tayfunludiğeri yangın, ateş, nitekim alışkınız aleyhisselam...

SÖYLEŞİ

Saliha Ferşadoğlu İlhan ile “Leylek Isırığı” Üzerine

Sorular: Hüseyin Ahmet Çelik Merhaba. Öykülerinizi sanıyorum ilk kez 2015’te, Berhava Öykü’de okumuştum. Leylek Isırığı, bence gecikmiş bir öykü kitabı. Çocuk kitaplarınız var...

BERHAVAKİTAP

“Küçük Ama Hayatın Tam Ortasından Şeyler” – Zeynep Acar

100 yılı aşkın bir süredir tüm varlığıyla direnen bir milletin, kültürel direnişinde edebiyatın rolü nedir? Bugün zihinlerimizde kaç Filistinli öykücü, romancı, şair var?...

DÜŞÜNCE

“Çeviri Çevresinde I: Bağlam” – Furkan Uzun

Rilke’nin Dillendirdiği Sığınak: Muhkem Bir Kale mi Yoksa Modern Bir Otomobil mi? Rilke’nin 1903 ile 1908 yılları arasında genç şair Franz Xaver Kappus...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XVI: “elia suleiman, burası cennet olmalı, ironi” – Muhammet Sağlam

Elia Suleiman Filistinli auteur yönetmen Elia Suleiman, çağdaş dünya sinemasında benzersiz bir anlatı dili kurmuş isimlerden birisidir. 1960’ta Nasıra’da doğan Suleiman, uzun yıllarını...

ÖYKÜ

“Her Zamanki Prompt” – Emame Akman Harmancı

“Bakış açınızı değiştirmelisiniz ki dünya değişsin.” (Kirazın Tadı – 1997) Dergi ofisindeki masasında üst üste yığılı çıktıları gördü. Ekibe yeni aldıkları şu yirmi...

#YOKLAMA

“Naat Şükür” – Kadir Daniş

Leyla bir içim sudur namazda gelir bazenyattığın hasırda kestiren avare arıerik çiçekleri içinde, karnım hep polenne dünya işi aklında, ne ahret çıkarı elhamdülillah...

DÜŞÜNCE

“Görme Paralaksı” – Süleyman Karaca

Bazı eserler insanlığın ortak mirasını ve bilgeliğini farklı zamanlarda, farklı araçlarla da olsa okuruna/izleyicisine ulaştırır. O eserlerden ikisi Schuermann’ın Der Papalagi’si ve Kurusowa’nın...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”