"ballar balını buldum kovanım yağma olsun"

yunus emre

DÜŞÜNCE

“Dostoyevski’nin Tövbesi” – Süleyman Karaca

İnsan Tövbesi  İnsan ruhunun en karanlık taraflarını iğdiş eden yazarlar vardır. Fakat çok azı  karanlığın içinden bir arınma imkânı çıkarabilmiştir. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski,...

DÜŞÜNCE

“Dehâ ve Dâhi” – Hüseyin Ahmet Çelik

I. “Ben’in Allah’ta yok olmaya koşması azizleri, insanlıkta yok olmaya koşması dâhileri, millette yok olmaya koşması kahramanları yaratmıştır” der Peyami Safa. Deha’nın kökenine...

DÜŞÜNCE

“Unutmayan Hikâye” – Salih Erayabakan

Yeryüzü hayatı bir unutuluş tasarımıdır. Unutma diye bir zaafı –ve hiçbir zaafı– olmayanın karşısında konumlanan insanın ilk unutuşu sonrasında kartlar yeniden dağıtılmıştır: “Birbirinize...

DÜŞÜNCE

“Görme Paralaksı” – Süleyman Karaca

Bazı eserler insanlığın ortak mirasını ve bilgeliğini farklı zamanlarda, farklı araçlarla da olsa okuruna/izleyicisine ulaştırır. O eserlerden ikisi Schuermann’ın Der Papalagi’si ve Kurusowa’nın...

"şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır"

sezai karakoç

ÖYKÜ

“Bu Bir Birgündür” – Merve Uygun

Uçuşan acı zerreleriyle dolu geniş bir ışık huzmesi üzerine düşerken gölgesi zift gibi döşemeye yapışmıştı. Antika şömine saatinin neden büfenin üzerinde durduğunu anlayamamıştı. Herhalde çocuklardan biri yerini değiştirmiş olacaktı. Salonun...

“beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım.”

ismet özel

"bu bizim berhava olmuşluğumuz"

attila ilhan

SÖYLEŞİ

Veysel Altuntaş ile “İpler Dolaşınca” Üzerine

İçinde bulunduğumuz hâlin kendisi bütün varmaların ötesinde bir anlam taşır. Sorular: Hüseyin...

SÖYLEŞİ

Fazla Mesai 02: Ümit Köksal

Fazla Mesai’de, Ümit Köksal’a şu üç şey hakkında konuştuk: Ebru, podcast ve...

SÖYLEŞİ

Fazla Mesai 01: Ali Güney

Fazla Mesai’de Ali Güney’le üç şey hakkında konuştuk: Sosyal inovasyon, kültür yönetimi...

SÖYLEŞİ

M. Fatih Kutlubay ile “Günlerin Bin Yıllık Mezarı” Üzerine

berhava söyleşi “Günlerin Bin Yıllık Mezarı” Öncelikle şunu söylemeliyim: Her türlü cefasına...

"başka türlüsünü yorgunum anlatmaya"

cahit zarifoğlu

BERHAVAKİTAP

“Bahçıvan ve Ölüm: Sessiz Bir Eşik” – Feyza Cengiz Dündar

Bulgaristanlı yazar Georgi Gospodinov, metinlerinde sık sık hafıza, zaman ve kişisel olanla gündelik hayat arasındaki geçirgenliklerle ilgilenir. Onun edebiyatında büyük tarihsel kırılmalar kadar,...

BERHAVAKİTAP

“Granada Üçlemesi Üzerine: Sessizliğin Hafızası” – Feyza Cengiz Dündar

Radva Aşur’un Granada Üçlemesi, tarihsel anlatının sınırlarını aşarak, kaybın, sessizliğin ve kadın hafızasının nasıl bir direniş biçimine dönüşebileceğini gösteren bir yapı kurar. Üçleme,...

BERHAVAKİTAP

“Bir Başkasında Kendi Hikâyemizi Bulmak: Yakınlıklar” – Saliha Ferşadoğlu İlhan

“O zaman umut nerede, diyorsun, hiçbir zaman gerçekten yeni baştan başlamayacaksak, ne bileyim, başka bir şeye ya da daha iyi bir şeye dönüşemeyeceksek?”...

BERHAVAKİTAP

“Gerçeğe Mum Işığında Bakmak” – Emine Tay

Tek bir mum ışığı gizleri, derinleri, karanlık bir mahzeni aydınlatabilir mi? Sandor Marai kaskına taktığı güçlü ışığıyla değil, cılız bir kandille derinlere inen...

BERHAVAKİTAP

“Geçmişin Yüküyle Yüzleşmenin Romanı: Miras” – Mikail Çelik

BERHAVAKİTAP||MİRAS Babasının öldüğü gün hesabın kapanmayacağını anlayan bir çocuk, ailenin kalan yarısıyla mirası paylaşırken kendisinin de paylaşmak istediği bazı yaralarının olduğunu ilan eder....

BERHAVAKİTAP

“Şule Gürbüz’ün Labirenti: Kıyamet Emeklisi Üzerine Bir Okuma” – Ayşe Atila

Şule Gürbüz’ü anlatmaya nereden başlamalı? Onu anlatırken önce eserlerini mi yoksa sıra dışı yaşamını mı konuşmalı? Bir yazar hakkında bu tür soruların sorulması,...

BERHAVAKİTAP

Yolcu musun burjuva mı?

Hüseyin Ahmet Çelik Okuma serüveni, doğru tercihler ve güzel rastlantılarla biçimlenen okurlar en sevdikleri kitaplar hakkında konuşmakta zorlanırlar. Okuma serüveni, doğru tercihler ve...

BERHAVAKİTAP

Yunus Develi Romanlarına Bir Bakış

Yunus Develi, neredeyse kırk yıldır öykü, günlük, deneme ve nihayet romanlarıyla anlam yüklü bir yazma eylemi inşa etmek ister gibidir. İnsanlığı kurtaracak olan...

#YOKLAMA

“Naat Çalmardı” – Kadir Daniş

iki cihanın avaresi, sermesti aşkınAllah’tan başkası yokturu çok zor anladıçılgın, yalnız, küskün, susuz, budala ve şaşkınişi fakr, Muhammed kölesi değersiz adı Tûr kaldırılmış...

#YOKLAMA

“Berhavasözlük’ün Kısa Hikâyesi”

Dijital baskıya ön söz: 2010’lu yıllar. Dergilerde sözlük yazıları meşhur ve yaygın mıydı, yoksa ben bu tür yazılara iltimas geçtiğim için mi öyle...

#YOKLAMA

“Mehmet’e Mektup III” – Ömer Sürçilisan

Bugün sana hiçbir şey anlatmayacak kadar yorgun düşmüş bir adamın hıncıyla, bugün sana bir daha hiç açılmayacak defterlerin müstesna yerlerine kondurduğum birkaç epigrafın...

#YOKLAMA

“Elipsin Şişkin Yüzündeki Afrikalılar” – Süleyman Karaca

Söz taşıdılar birbirlerine avuç avuçEn çok duyulanı bellediler sözKoştular dağlara fısıldayarakKimi bir ağacın kovuğunda,kimi kaçtığı Allah’tanMağaranın ışığındaEn çok korktuğu şeyi anlatmaya başladılar. -Allah...

#YOKLAMA

“Mehmet’e Mektup II” – Ömer Sürçilisan

Dünya üstüme üstüme geliyor Mehmet. Hiçbir şarkı, hiçbir şiir iyi gelmiyor kalbime. Bizi kandırdılar Mehmet. Bizi süslü laflarla kandırdılar. Bak işte tam şu...

#YOKLAMA

“Naat Ebezzehra: Seyyidü’l Kevneyn Kerametine Salât-ı Âşıkıyye” – Kadir Daniş

i.kedi gibi ölsün kadir kucağında—ey amber terleyen gök peygamber—gökkubbenin altında yapayalnız veferyaaad-ressiz bir firuze garklığıçünkü oklanmış yanları yazıkhaber vermiştin hepsini mütebessim her sabah...

#YOKLAMA

“Detroitli Kızıl’ın Semiz Federale Şöyle Bir Baktığıdır” – Adige Batur

Doğrudur, Klux klan sahneyi kan eyledifakat dostum, sen sen ol Harlem’de ele geçme.Annem, kızıl yüzlere aşina olamadı hiçkırbaçlar kan olsa da özgürlükten vazgeçme....

#YOKLAMA

“Salât-ı Tâciye” – Ebûbekir bin Sâlim Es-Sekkâf El-Alevi El-Hadramî

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا وَمَوْلَانَا مُحَمَّدٍ ❁ صَاحِبِ التَّاجِ وَالْمِعْرَاجِ وَالْبُرَاقِ وَالْعَلَمِ ❁ دَافِعِ الْبَلاءِ وَالْوَبَاءِ وَالْقَحْطِ وَالْمَرَضِ وَالْأَلَمِ ❁ ٱسْمُهُ مَكْتُوبٌ مَرْفُوعٌ...

DÜŞÜNCE

Bazen düşünüyorum…İnsan, hakikatin ağırlığını taşımaya ne kadar hazırlıklıysa, sosyal medyanın hafifliği de onu sınamak için o kadar hazır bekliyor.Sanki biri “hazmetmeyi”, diğeri...

DÜŞÜNCE

I. “Ben’in Allah’ta yok olmaya koşması azizleri, insanlıkta yok olmaya koşması dâhileri, millette yok olmaya koşması kahramanları yaratmıştır” der Peyami Safa. Deha’nın...

ÖYKÜ

Yılın bu zamanı gökler sıcak kollarını Teb’in üstünden çekmeye acele ederler. Ansızın çökünce gece, hava yıldızlı siyaha dönünce birden çölün alnı da...

ÖYKÜ

Yetmişime merdiven dayadığımı söylüyorlar. Ulu orta, yerli yersiz. Utanmazlar. Yetmiş ne ki? Ben aynı benim. Bakanlar bana gövdemi görürler…* Öyle ya, haksız...

ÖYKÜ

“Bu sefer sen gel,” dedi annem yalvarırcasına. “Ben yokken baban evi savaş alanına çeviriyor. Temizlemesi ölüm.” İtiraz edecektim. Bazılarının aksine ebeveynimin evinde...

DÜŞÜNCE

Şiir|İnceleme|Abdurrahman Ekin “Satranç Dersleri” İlhami Çiçek’in “Satranç Dersleri” şiirini okurken, insan bir düşüncenin izini sürdüğünü hissediyor. Bu oyunda, her hamle bir kararın...

ÖYKÜ

Eray Sarıçam’a… Ercan metroya üç dakika kaldığını görünce sevindi. Tabelaya bakmasıyla düşünmeye ara veren zihni yeniden aynı gündemi hatırlattı: Zam istemeliydi. Ama...

ÖYKÜ

Gözümü açtığımda seni karşımda buluyorum. Ağırlığını sağ bacağının üzerine vermiş, sol dizinden güç alan elinle rahlenin başındasın. İleri geri küçük, ancak özenli...

DÜŞÜNCE

Hüseyin Ahmet Çelik Ülke gündeminin bu derece yoğun olması sizi etkiliyor mu? Yoğun gündem sanatçının eseriyle ilişkisini etkiler mi? Yıldız Ecevit, Tutunamayanlar’ın...

DÜŞÜNCE

Hüseyin Ahmet Çelik Siyasi ve ekonomik koşulların irili ufaklı diğer meseleleri yuttuğu, doğal felaketlerin dalgınlığımızı perçinlediği şu günlerde edebiyata dair bir mülahazaya...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”