"ballar balını buldum kovanım yağma olsun"

yunus emre

DÜŞÜNCE

Ömer Seyfettin, Yazmak Sanatı ve “Homeros” – Hüseyin Ahmet Çelik

Sir Christopher Edward Nolan’ın Odyssey uyarlamasının gösterime girmesiyle beraber kahir ekseriyeti lehte olmak üzere onlarca yüzlerce binlerce görüş bilgi değerlendirme sağımızdan solumuzdan bir...

DÜŞÜNCE

“Çeviri Çevresinde I: Bağlam” – Furkan Uzun

Rilke’nin Dillendirdiği Sığınak: Muhkem Bir Kale mi Yoksa Modern Bir Otomobil mi? Rilke’nin 1903 ile 1908 yılları arasında genç şair Franz Xaver Kappus...

DÜŞÜNCE

“Dostoyevski’nin Tövbesi” – Süleyman Karaca

İnsan Tövbesi  İnsan ruhunun en karanlık taraflarını iğdiş eden yazarlar vardır. Fakat çok azı  karanlığın içinden bir arınma imkânı çıkarabilmiştir. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski,...

DÜŞÜNCE

“Dehâ ve Dâhi” – Hüseyin Ahmet Çelik

I. “Ben’in Allah’ta yok olmaya koşması azizleri, insanlıkta yok olmaya koşması dâhileri, millette yok olmaya koşması kahramanları yaratmıştır” der Peyami Safa. Deha’nın kökenine...

"şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır"

sezai karakoç

ÖYKÜ

“Sümeyye, Cumartesi ve İkinci Seans” – Abdullah Yıldırım

Komşunun yarın alacağız diye emanet ettiği finoyu üç gün sonra güç bela teslim ettik. “Yok efendim nişandan sonra İzmir’e gitmişler de birkaç güne döneceklermiş de ne varmış bunda da falan...

“beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım.”

ismet özel

"bu bizim berhava olmuşluğumuz"

attila ilhan

SÖYLEŞİ

Halit Selim Dönmez ile Deneme Üzerine

Sorular: Hüseyin Ahmet Çelik // Merhaba. İsminizi 2011 yılında Edebî Müdahale’de görmüş...

SÖYLEŞİ

Ali Işık ile “Bir Şehre Vardım” Üzerine

Sorular: Furkan Uzun // Dört öykü kitabının ardından bir roman yazma sebebiniz...

SÖYLEŞİ

Saliha Ferşadoğlu İlhan ile “Leylek Isırığı” Üzerine

Sorular: Hüseyin Ahmet Çelik // Merhaba. Öykülerinizi sanıyorum ilk kez 2015’te, Berhava...

SÖYLEŞİ

Veysel Altuntaş ile “İpler Dolaşınca” Üzerine

Sorular: Hüseyin Ahmet Çelik // İçinde bulunduğumuz hâlin kendisi bütün varmaların ötesinde...

"başka türlüsünü yorgunum anlatmaya"

cahit zarifoğlu

BERHAVAKİTAP

“Şiir Okuma Kılavuzu Üzerine” – Ekrem Elmas

Şiirin yeryüzünde kapladığı alan üzerine yazılmış çizilmiş sayısız metin, şiirin ne olduğuna dair sayısız görüş var.  Örneğin şiir Batı’dan gelen kültürel soykırıma karşı...

BERHAVAKİTAP

“Kendi Çatısını Çökerten Papalagailer” – Feyza Cengiz Dündar

Batı medeniyeti ne zaman kendi meydana getirdiği sanayileşme, betonlaşma ve tüketme çılgınlığı sarmalında boğulacak gibi olsa, yüzünü hep doğaya ve Doğu’nun yalınlığına dönmüştür....

BERHAVAKİTAP

“Küçük Ama Hayatın Tam Ortasından Şeyler” – Zeynep Acar

100 yılı aşkın bir süredir tüm varlığıyla direnen bir milletin, kültürel direnişinde edebiyatın rolü nedir? Bugün zihinlerimizde kaç Filistinli öykücü, romancı, şair var?...

BERHAVAKİTAP

“Kale Arkasında Kendini Unutturan Forvet: İblis Kurtdüşüren” – Salih Erayabakan

“Şeytanın en büyük numarası/hilesi, dünyayı/insanları yokluğuna (var olmadığına) inandırmasıdır”[1] İnsanın doğasında bilmek ve bilinmek arzuları birbirine yapışık hâlde bulunurlar. Bebeklik günlerinden başlayarak insan;...

BERHAVAKİTAP

“Bahçıvan ve Ölüm: Sessiz Bir Eşik” – Feyza Cengiz Dündar

Bulgaristanlı yazar Georgi Gospodinov, metinlerinde sık sık hafıza, zaman ve kişisel olanla gündelik hayat arasındaki geçirgenliklerle ilgilenir. Onun edebiyatında büyük tarihsel kırılmalar kadar,...

BERHAVAKİTAP

“Granada Üçlemesi Üzerine: Sessizliğin Hafızası” – Feyza Cengiz Dündar

Radva Aşur’un Granada Üçlemesi, tarihsel anlatının sınırlarını aşarak, kaybın, sessizliğin ve kadın hafızasının nasıl bir direniş biçimine dönüşebileceğini gösteren bir yapı kurar. Üçleme,...

BERHAVAKİTAP

“Bir Başkasında Kendi Hikâyemizi Bulmak: Yakınlıklar” – Saliha Ferşadoğlu İlhan

“O zaman umut nerede, diyorsun, hiçbir zaman gerçekten yeni baştan başlamayacaksak, ne bileyim, başka bir şeye ya da daha iyi bir şeye dönüşemeyeceksek?”...

BERHAVAKİTAP

“Gerçeğe Mum Işığında Bakmak” – Emine Tay

Tek bir mum ışığı gizleri, derinleri, karanlık bir mahzeni aydınlatabilir mi? Sandor Marai kaskına taktığı güçlü ışığıyla değil, cılız bir kandille derinlere inen...

#YOKLAMA

“Naat Tavil” – Kadir Daniş

aşk kufisi dehliz sarnıç oralarda kurulmuş, mecburen Cezayirsu dökmekle sırf harlanır bu ateş, cehenneme at sen bu ateşikızıl devenin su içişiyle içeyim nazarını,...

#YOKLAMA

“Oğlumun Kaybolan Ayakkabı Teki” – Zeynep Acar

“Hikâye rutin dışıdır. Hep olan bir şey olmaktadır ama o gün başka bir şey olur ve hikâye anlatılmaya başlar.” Böyle diyor Güray Süngü...

#YOKLAMA

“Naat Fâsî” – Kadir Daniş

i.kritik bir karar vermek gerekiyor şimdiseni bir daha görmek de görmemek de denizbiri tuzlu, suyu acı, içilmez, tayfunludiğeri yangın, ateş, nitekim alışkınız aleyhisselam...

#YOKLAMA

“Naat Şükür” – Kadir Daniş

Leyla bir içim sudur namazda gelir bazenyattığın hasırda kestiren avare arıerik çiçekleri içinde, karnım hep polenne dünya işi aklında, ne ahret çıkarı elhamdülillah...

#YOKLAMA

“Soruşturma: Öykü ve Sanalizasyon” – Aykut Ertuğrul

Dijital baskıya önsöz: Berhava’nın ilk sayısını, Güz 2015 takvimiyle yayına hazırlarken yaptığımız soruşturma, on sene sonra dijital bir mecraya dönüşecek olmanın yoklamasıymış sanki....

#YOKLAMA

“Naat Çalmardı” – Kadir Daniş

iki cihanın avaresi, sermesti aşkınAllah’tan başkası yokturu çok zor anladıçılgın, yalnız, küskün, susuz, budala ve şaşkınişi fakr, Muhammed kölesi değersiz adı Tûr kaldırılmış...

#YOKLAMA

“Berhavasözlük’ün Kısa Hikâyesi”

Dijital baskıya ön söz: 2010’lu yıllar. Dergilerde sözlük yazıları meşhur ve yaygın mıydı, yoksa ben bu tür yazılara iltimas geçtiğim için mi öyle...

#YOKLAMA

“Mehmet’e Mektup III” – Ömer Sürçilisan

Bugün sana hiçbir şey anlatmayacak kadar yorgun düşmüş bir adamın hıncıyla, bugün sana bir daha hiç açılmayacak defterlerin müstesna yerlerine kondurduğum birkaç epigrafın...

DÜŞÜNCE

Biçim ile içeriğin kaçınılmaz birlikteliği “ne” ve “nasıl” arasınaa kalın bir çizgi çekmemize müsaade etmez. Alelade bir haberi, sıradan bir olayı ya...

DÜŞÜNCE

I. “Ben’in Allah’ta yok olmaya koşması azizleri, insanlıkta yok olmaya koşması dâhileri, millette yok olmaya koşması kahramanları yaratmıştır” der Peyami Safa. Deha’nın...

DÜŞÜNCE

Buluş Goethe, 1827 yılında Paris’in gölgesinde bir Alman kasabası olan Weimar’daki evinde, İngilizce çevirisinden Çin romanı okuyor, Arapçayla ilgileniyor ve İranlı şair...

ÖYKÜ

Her bir edebî eser karşısında muhteşem bir merak beni sarar, sarmalar. Bilmem bu sizde de oluyor mu? Onun yazılış hikâyesini araştırmaktan büyük...

ÖYKÜ

“Bakış açınızı değiştirmelisiniz ki dünya değişsin.” (Kirazın Tadı – 1997) Dergi ofisindeki masasında üst üste yığılı çıktıları gördü. Ekibe yeni aldıkları şu...

DÜŞÜNCE

Yeryüzü hayatı bir unutuluş tasarımıdır. Unutma diye bir zaafı –ve hiçbir zaafı– olmayanın karşısında konumlanan insanın ilk unutuşu sonrasında kartlar yeniden dağıtılmıştır:...

ÖYKÜ

Lüberk limanının tanıdık iyot kokusu burnuma dolarken içimde her zamanki hafif burukluk belirirdi. Bu koku, babamın anlattığı hüzünlü su perisi Lübe’nin gözyaşlarının...

ÖYKÜ

Yılın bu zamanı gökler sıcak kollarını Teb’in üstünden çekmeye acele ederler. Ansızın çökünce gece, hava yıldızlı siyaha dönünce birden çölün alnı da...

DÜŞÜNCE

Gece, şehrin üzerine parfüm kokusu gibi yayılır; ışıklar cam vitrinlere vururken, cam içindeki silisyumu açığa çıkarır. Işık kum tanesi gibi ellerimizin arasından...

ÖYKÜ

Çocuklar sahilde toplanmışlardı. Bir gemi bekleniyordu, hayır, gemiler. İrili ufaklı. Çeşit çeşit bayraklı. Yara bereli, kara kuru yüzler gülümsüyordu. Öyle ki çocuklardan...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”