"ballar balını buldum kovanım yağma olsun"

yunus emre

DÜŞÜNCE

“Çeviri Çevresinde I: Bağlam” – Furkan Uzun

Rilke’nin Dillendirdiği Sığınak: Muhkem Bir Kale mi Yoksa Modern Bir Otomobil mi? Rilke’nin 1903 ile 1908 yılları arasında genç şair Franz Xaver Kappus...

DÜŞÜNCE

“Dostoyevski’nin Tövbesi” – Süleyman Karaca

İnsan Tövbesi  İnsan ruhunun en karanlık taraflarını iğdiş eden yazarlar vardır. Fakat çok azı  karanlığın içinden bir arınma imkânı çıkarabilmiştir. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski,...

DÜŞÜNCE

“Dehâ ve Dâhi” – Hüseyin Ahmet Çelik

I. “Ben’in Allah’ta yok olmaya koşması azizleri, insanlıkta yok olmaya koşması dâhileri, millette yok olmaya koşması kahramanları yaratmıştır” der Peyami Safa. Deha’nın kökenine...

DÜŞÜNCE

“Unutmayan Hikâye” – Salih Erayabakan

Yeryüzü hayatı bir unutuluş tasarımıdır. Unutma diye bir zaafı –ve hiçbir zaafı– olmayanın karşısında konumlanan insanın ilk unutuşu sonrasında kartlar yeniden dağıtılmıştır: “Birbirinize...

"şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır"

sezai karakoç

ÖYKÜ

“Semiramis Hanım’ın Vasiyeti” – Nail Aliyev

Yaşar Kemal ve Tilda Kemal’e Babaannem… Bu hayatta ne istediysem yaptı. İsteklerim de makuldü gerçi. Enfes tahinli çörekleri örneğin. Tüm fedâkarlıklarının, bir babaannenin torununa olan doğal sevgisinden kaynaklandığını düşündüm hep....

“beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım.”

ismet özel

"bu bizim berhava olmuşluğumuz"

attila ilhan

SÖYLEŞİ

Saliha Ferşadoğlu İlhan ile “Leylek Isırığı” Üzerine

Sorular: Hüseyin Ahmet Çelik Merhaba. Öykülerinizi sanıyorum ilk kez 2015’te, Berhava Öykü’de...

SÖYLEŞİ

Veysel Altuntaş ile “İpler Dolaşınca” Üzerine

İçinde bulunduğumuz hâlin kendisi bütün varmaların ötesinde bir anlam taşır. Sorular: Hüseyin...

SÖYLEŞİ

Fazla Mesai 02: Ümit Köksal

Fazla Mesai’de, Ümit Köksal’a şu üç şey hakkında konuştuk: Ebru, podcast ve...

SÖYLEŞİ

Fazla Mesai 01: Ali Güney

Fazla Mesai’de Ali Güney’le üç şey hakkında konuştuk: Sosyal inovasyon, kültür yönetimi...

"başka türlüsünü yorgunum anlatmaya"

cahit zarifoğlu

BERHAVAKİTAP

“Küçük Ama Hayatın Tam Ortasından Şeyler” – Zeynep Acar

100 yılı aşkın bir süredir tüm varlığıyla direnen bir milletin, kültürel direnişinde edebiyatın rolü nedir? Bugün zihinlerimizde kaç Filistinli öykücü, romancı, şair var?...

BERHAVAKİTAP

“Kale Arkasında Kendini Unutturan Forvet: İblis Kurtdüşüren” – Salih Erayabakan

“Şeytanın en büyük numarası/hilesi, dünyayı/insanları yokluğuna (var olmadığına) inandırmasıdır”[1] İnsanın doğasında bilmek ve bilinmek arzuları birbirine yapışık hâlde bulunurlar. Bebeklik günlerinden başlayarak insan;...

BERHAVAKİTAP

“Bahçıvan ve Ölüm: Sessiz Bir Eşik” – Feyza Cengiz Dündar

Bulgaristanlı yazar Georgi Gospodinov, metinlerinde sık sık hafıza, zaman ve kişisel olanla gündelik hayat arasındaki geçirgenliklerle ilgilenir. Onun edebiyatında büyük tarihsel kırılmalar kadar,...

BERHAVAKİTAP

“Granada Üçlemesi Üzerine: Sessizliğin Hafızası” – Feyza Cengiz Dündar

Radva Aşur’un Granada Üçlemesi, tarihsel anlatının sınırlarını aşarak, kaybın, sessizliğin ve kadın hafızasının nasıl bir direniş biçimine dönüşebileceğini gösteren bir yapı kurar. Üçleme,...

BERHAVAKİTAP

“Bir Başkasında Kendi Hikâyemizi Bulmak: Yakınlıklar” – Saliha Ferşadoğlu İlhan

“O zaman umut nerede, diyorsun, hiçbir zaman gerçekten yeni baştan başlamayacaksak, ne bileyim, başka bir şeye ya da daha iyi bir şeye dönüşemeyeceksek?”...

BERHAVAKİTAP

“Gerçeğe Mum Işığında Bakmak” – Emine Tay

Tek bir mum ışığı gizleri, derinleri, karanlık bir mahzeni aydınlatabilir mi? Sandor Marai kaskına taktığı güçlü ışığıyla değil, cılız bir kandille derinlere inen...

BERHAVAKİTAP

“Geçmişin Yüküyle Yüzleşmenin Romanı: Miras” – Mikail Çelik

BERHAVAKİTAP||MİRAS Babasının öldüğü gün hesabın kapanmayacağını anlayan bir çocuk, ailenin kalan yarısıyla mirası paylaşırken kendisinin de paylaşmak istediği bazı yaralarının olduğunu ilan eder....

BERHAVAKİTAP

“Şule Gürbüz’ün Labirenti: Kıyamet Emeklisi Üzerine Bir Okuma” – Ayşe Atila

Şule Gürbüz’ü anlatmaya nereden başlamalı? Onu anlatırken önce eserlerini mi yoksa sıra dışı yaşamını mı konuşmalı? Bir yazar hakkında bu tür soruların sorulması,...

#YOKLAMA

“Naat Fâsî” – Kadir Daniş

i.kritik bir karar vermek gerekiyor şimdiseni bir daha görmek de görmemek de denizbiri tuzlu, suyu acı, içilmez, tayfunludiğeri yangın, ateş, nitekim alışkınız aleyhisselam...

#YOKLAMA

“Naat Şükür” – Kadir Daniş

Leyla bir içim sudur namazda gelir bazenyattığın hasırda kestiren avare arıerik çiçekleri içinde, karnım hep polenne dünya işi aklında, ne ahret çıkarı elhamdülillah...

#YOKLAMA

“Soruşturma: Öykü ve Sanalizasyon” – Aykut Ertuğrul

Dijital baskıya önsöz: Berhava’nın ilk sayısını, Güz 2015 takvimiyle yayına hazırlarken yaptığımız soruşturma, on sene sonra dijital bir mecraya dönüşecek olmanın yoklamasıymış sanki....

#YOKLAMA

“Naat Çalmardı” – Kadir Daniş

iki cihanın avaresi, sermesti aşkınAllah’tan başkası yokturu çok zor anladıçılgın, yalnız, küskün, susuz, budala ve şaşkınişi fakr, Muhammed kölesi değersiz adı Tûr kaldırılmış...

#YOKLAMA

“Berhavasözlük’ün Kısa Hikâyesi”

Dijital baskıya ön söz: 2010’lu yıllar. Dergilerde sözlük yazıları meşhur ve yaygın mıydı, yoksa ben bu tür yazılara iltimas geçtiğim için mi öyle...

#YOKLAMA

“Mehmet’e Mektup III” – Ömer Sürçilisan

Bugün sana hiçbir şey anlatmayacak kadar yorgun düşmüş bir adamın hıncıyla, bugün sana bir daha hiç açılmayacak defterlerin müstesna yerlerine kondurduğum birkaç epigrafın...

#YOKLAMA

“Elipsin Şişkin Yüzündeki Afrikalılar” – Süleyman Karaca

Söz taşıdılar birbirlerine avuç avuçEn çok duyulanı bellediler sözKoştular dağlara fısıldayarakKimi bir ağacın kovuğunda,kimi kaçtığı Allah’tanMağaranın ışığındaEn çok korktuğu şeyi anlatmaya başladılar. -Allah...

#YOKLAMA

“Mehmet’e Mektup II” – Ömer Sürçilisan

Dünya üstüme üstüme geliyor Mehmet. Hiçbir şarkı, hiçbir şiir iyi gelmiyor kalbime. Bizi kandırdılar Mehmet. Bizi süslü laflarla kandırdılar. Bak işte tam şu...

ÖYKÜ

Berberin elinde kalem var. Durmadan yazıyor. Tıraş sırası bekleyenlerin sabrı köpürmüş ama berber, köpüğü değil kelimeleri kıvamlı hâle getirmekle meşgul. Sadece hızlı...

DÜŞÜNCE

Yok Dünya, ısrarlı bir arayış ama o aradığını asla bulamayış. Aradığını bulabilmek, aradığının bu dünyada bulunmadığını bilebilmek. Hayat Nedir Anne? Hayat; yaşamayı...

ÖYKÜ

Uçuşan acı zerreleriyle dolu geniş bir ışık huzmesi üzerine düşerken gölgesi zift gibi döşemeye yapışmıştı. Antika şömine saatinin neden büfenin üzerinde durduğunu...

ÖYKÜ

Lüberk limanının tanıdık iyot kokusu burnuma dolarken içimde her zamanki hafif burukluk belirirdi. Bu koku, babamın anlattığı hüzünlü su perisi Lübe’nin gözyaşlarının...

ÖYKÜ

Eray Sarıçam’a… Ercan metroya üç dakika kaldığını görünce sevindi. Tabelaya bakmasıyla düşünmeye ara veren zihni yeniden aynı gündemi hatırlattı: Zam istemeliydi. Ama...

DÜŞÜNCE

Şiir|İnceleme|Abdurrahman Ekin “Satranç Dersleri” İlhami Çiçek’in “Satranç Dersleri” şiirini okurken, insan bir düşüncenin izini sürdüğünü hissediyor. Bu oyunda, her hamle bir kararın...

ÖYKÜ

Ateş sönmek üzere, sırt sırta vermiş birkaç odun cılız bir gürültüyle yıkıldı. Kendisine hayrı olmayan bir iki alev, odunlarda gezinip kayboldu. Kirlenmiş...

DÜŞÜNCE

Engerek Tatlı dilin, yılanı deliğinden çıkardığı belki vakidir ama yılanlaşmış insanlara tesir edebildiğini göreniniz var mı? Ağzı Var Dili Yok Ömrümde ilk...

ÖYKÜ

“O, birbirine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. (Ama) aralarında bir engel vardır; birbirlerine karışmazlar.” Rahman 19-20 Çarşaf Deniz Rektörlük binasının üçüncü katındaydı....

ÖYKÜ

Gece. Serin bir rüzgâr. Kaldırımlarda ürkek tıkırtılar. Sokak lambalarının sisle dansı. Bir hikâyenin, yalnızlıktan ve huzursuzluktan doğuşu için hazırlanan iç sıkıntıları. Yürümek...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”