SÖYLEŞİ

7 Makaleler
SÖYLEŞİ

Halit Selim Dönmez ile Deneme Üzerine

Sorular: Hüseyin Ahmet Çelik // Merhaba. İsminizi 2011 yılında Edebî Müdahale’de görmüş olmalıyım. Hafızamı zorlayınca size Cafcaf’ta da rastlamış olabilirim diye düşündüm. Ve...

SÖYLEŞİ

Ali Işık ile “Bir Şehre Vardım” Üzerine

Sorular: Furkan Uzun // Dört öykü kitabının ardından bir roman yazma sebebiniz neydi? Bu öyküye olan bir doygunluktan mı kaynaklandı yoksa tamamen yeni...

SÖYLEŞİ

Saliha Ferşadoğlu İlhan ile “Leylek Isırığı” Üzerine

Sorular: Hüseyin Ahmet Çelik // Merhaba. Öykülerinizi sanıyorum ilk kez 2015’te, Berhava Öykü’de okumuştum. Leylek Isırığı, bence gecikmiş bir öykü kitabı. Çocuk kitaplarınız...

SÖYLEŞİ

Veysel Altuntaş ile “İpler Dolaşınca” Üzerine

Sorular: Hüseyin Ahmet Çelik // İçinde bulunduğumuz hâlin kendisi bütün varmaların ötesinde bir anlam taşır. Adını, imzanı ilk defa bir dergide görmenin üzerinden...

SÖYLEŞİ

Fazla Mesai 02: Ümit Köksal

Fazla Mesai’de, Ümit Köksal’a şu üç şey hakkında konuştuk: Ebru, podcast ve Afrika… Hazırlayan: Hüseyin Ahmet Çelik Ümit Köksal, öykücü, gezgin, mühendis, gönüllü....

SÖYLEŞİ

Fazla Mesai 01: Ali Güney

Fazla Mesai’de Ali Güney’le üç şey hakkında konuştuk: Sosyal inovasyon, kültür yönetimi ve yayıncılık yaz okulu. Hazırlayan: Hüseyin Ahmet Çelik Ali Güney, öykücü....

SÖYLEŞİ

M. Fatih Kutlubay ile “Günlerin Bin Yıllık Mezarı” Üzerine

berhava söyleşi “Günlerin Bin Yıllık Mezarı” Öncelikle şunu söylemeliyim: Her türlü cefasına rağmen roman yazmayı seviyorum. Evet, yorgun bitiriyor insanı; ama sonunda yorgunluğa...

ÖYKÜ

“Hikâyenin Kalbi” – Ali Güney

Gece. Serin bir rüzgâr. Kaldırımlarda ürkek tıkırtılar. Sokak lambalarının sisle dansı. Bir hikâyenin, yalnızlıktan ve huzursuzluktan doğuşu için hazırlanan iç sıkıntıları. Yürümek istiyor....

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”