Ana Sayfa #YOKLAMA “Aslı Gibidir” – Soner Aydın
#YOKLAMA

“Aslı Gibidir” – Soner Aydın

Paylaş

ona sesinin ulaşmadığı bir şarkı ısmarladı
ona denk gelmekte asla yanılmadı
bir gün fluyu övdü çünkü resimde huysuz kenarlar vardı
ve adında helak olmuş bir kavmin fısıltısı
bir gün ağaca sarıldı kolları hiç kavuşmadı
ve aklında binlerce mezarlık dirilerin kaçtığı
bir gün aynaya baktı yaralarını sardı
eviydi o bank hani kaçıp kaçıp sığındığı
şimdi bu şehirde nabzı atmaz artık
üstelik bel vermiş belkilerle çektiği sanrı
eskidi eskidi eskidi bu tanıklık
bütün buluşmalara geç kaldı
yaşamayı denedi
hep dikkati dağıldı

sofi sus
yüzün gözün amele yanığı
yasak olmasa dener miydin ölümden gayrı uyku
burası dünya ve Tanrı
solumaya vermemiş rahat bir nefes
azrailden gayrı gölge tanımamış ensen
kalbinin üzerinde sayısız zar
kalk tarihe bir ders ver
bizimkiler anlamıyor dersten

kahkahalarıdır yükselen yanlarından geçerken
şiir dekor şiir meze şiir tüten dumana nazire
bu dünyada işiniz iş şiir sizin neyinize
sofi sus
hayatın bir oldu bitti
kafanda geri kalmış fikirler yani diazem yani endakse
solgun bir kuş, bodur bir ağaç, sırrı çözülmüş ayna
hekim hekim diye sayıkladın
cerrahlar üşüştü hep başına

iş bu aydınlığın sesidir
yarım kalmış serum bitmeyecek surem
dilimde Rabbi yessir
çöz bütün bağlarımı
işte aslı gibidir

Yorum Yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SÖYLEŞİ

Fazla Mesai 01: Ali Güney

Fazla Mesai’de Ali Güney’le üç şey hakkında konuştuk: Sosyal inovasyon, kültür yönetimi ve yayıncılık yaz okulu. Hazırlayan: Hüseyin Ahmet Çelik Ali Güney, öykücü....

İlgili Makaleler
#YOKLAMA

“Naat Çalmardı” – Kadir Daniş

iki cihanın avaresi, sermesti aşkınAllah’tan başkası yokturu çok zor anladıçılgın, yalnız, küskün,...

#YOKLAMA

“Berhavasözlük’ün Kısa Hikâyesi”

Dijital baskıya ön söz: 2010’lu yıllar. Dergilerde sözlük yazıları meşhur ve yaygın...

#YOKLAMA

“Mehmet’e Mektup III” – Ömer Sürçilisan

Bugün sana hiçbir şey anlatmayacak kadar yorgun düşmüş bir adamın hıncıyla, bugün...

#YOKLAMA

“Elipsin Şişkin Yüzündeki Afrikalılar” – Süleyman Karaca

Söz taşıdılar birbirlerine avuç avuçEn çok duyulanı bellediler sözKoştular dağlara fısıldayarakKimi bir...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”