Ana Sayfa #YOKLAMA “Mehmet’e Mektup II” – Ömer Sürçilisan
#YOKLAMA

“Mehmet’e Mektup II” – Ömer Sürçilisan

Paylaş

Dünya üstüme üstüme geliyor Mehmet. Hiçbir şarkı, hiçbir şiir iyi gelmiyor kalbime. Bizi kandırdılar Mehmet. Bizi süslü laflarla kandırdılar. Bak işte tam şu anda yine öldürüyorlar bizi. Eksik olma, senin de bir şey yaptığın yok. Şimdi arasam seni, üzülme dersin en fazla. Ulan üzülme deyince daha çok üzülüyorum. Şaşırıyorum neye üzüleceğime.

Ne diyordum, hah, bizi kandırdılar. Filmlerle kandırdılar. Anthony Quinn’le kandırdılar. Zülfikar’la. Söyleşilerle kandırdılar. Etkinliklerle. Avm’lerle. Dört artı birlerle. En az iki yabancı dille. Hemen al, üç taksitle ödelerle. Uçak biletleriyle kandırdılar bizi. Huysuz olduk sonunda. Geçinemedik kimseyle. Kendi adıma konuşuyorum tamam. Sen kimseyle kötü olmak istemezsin. Şimdi düşününce bu mümin ferasetine şapka çıkarıyorum. Şapkayla kandırdılar lan.

Çok konuşuyorum Mehmet. Bütün kötülükleri ben düzeltmek zorundaymışım gibi. Bütün kötülükler benim yüzündenmiş gibi. Çok konuşuyorum. İçimde büyütüyorum işte o kötülükleri. İmtihan bu ya daha çok geliyor üzerime dünya. Olsun sen varsın, edebiyat var. Kitaplarımız var. Dergiler var. Dergilerimiz. Sahi en son ne zaman öykü yayınladın?

Görünmenin şehvetini yaşıyorum. Sonra bir kahkaha patlatıyorum. Kendi kendime tabii. Kahkaha patlamak ne demek bilmiyorum. Bağışla. Bağışlanmak istiyorum. Kim tanıyor ki bizi. Sahiden bizi tanıdıklarını iddia edenler neyi kast ediyor? Görüyorlar mı bizi, görüyorlar mı kalbimizi. Yoksa laf olsun diye mi giriyorlar içeri.

Boş ver beni Mehmet. Dünyanın en dertli insanı ben miyim sanki. Bak işte tam şu anda Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da, Sudan’da Müslüman kadınların, Müslüman erkeklerin, Müslüman çocukların ciğerlerini delik deşik ediyor kafir sürüsü. Kendimden utanıyorum böyle konuşunca. Seninki de dert mi lan desen? Hakkındır, haklısın.

Yine de böyle hayal etmemiştim biliyor musun? Mutlu olmak, mutluluktan uçmak istemiştim de cennet mi burası demişlerdi. Onlar da haklılar. Burası cennet değil Mehmet. Burada dört gözlü ejderha, burada çukur, burada irin, burada bürokrasi, burada olur böyle şeyler, burada bağırsanda sesini duyan olmaz. Burada. Ben de buradayım. Sen de burada. Olsun Mehmet. Ne çıkar bundan.

Şimdi ne oldu diyeceksin, ne oldu da bunca gevezeliğe lüzum gördün. Gördüğüm lüzum üzerine Mehmet. Açıklama bekleme benden. İtiraf bekleme. En fazla birkaç mazeret sıralarım sana. İnandırıcı da bulmazsın. Ama takdir edersin bak mazeretlerimi. Çabamı takdir edersin.

Şimdi bir aydınlanma geldi bak. Demeden geçemeyeceğim. Biz hiç sevilmemiş olabilir miyiz? Acaba mı? Eee o zaman ne diye bunca lakırdı. Ne diye bunca bahane. Çocukluğumuzdan bahsetmiyorum lan saçmalama? Önemli bir konu bu. Bunu çalışalım Mehmet. Çok çalışalım.

Çalışmak demişken, çok çalışıyoruz Mehmet. Gerçekten. Ama ne diye? Ne için, kimin için? Neyi ispat etmeye çalışıyoruz ki biz? Biz derken sen, ben o işte. İsmini vermek istemiyorum. Galiba ona da biraz kırgınım. O kendini bilir. İsmini verip buradan rencide etmek istemiyorum. Sen alınma üzerine. Zaten herkes yeterince alıngan.

Ne diyordum. Dünya üzerime üzerime geliyor. En azından bana öyle geliyor kardeşim. Aklıma gelmişken namaz önemli kardeşim. Keşke teheccüde kalkabilsek. Yalvarıp yakarsak. Af dilesek. Acaba affa layık kullardan olur muyuz bir gün? Bir gün mutmain bir kalple seni kucaklayıp Mehmet der miyim?

Mehmet, kurtulduk lan. İşte cennetteyiz.

Yorum Yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖYKÜ

“Evlenilecek Kadın” – Ümit Polat

Tam evlenilecek kadındın. Ama olmadı… Üniversite son sınıfın son haftalarındaydık. Ben İhsan’la, sen İhsan’a takılan hiç ısınamadığım Sena isimli, Malatyalı o kızla geziyordun....

İlgili Makaleler
#YOKLAMA

“Soruşturma: Öykü ve Sanalizasyon” – Aykut Ertuğrul

Dijital baskıya önsöz: Berhava’nın ilk sayısını, Güz 2015 takvimiyle yayına hazırlarken yaptığımız...

#YOKLAMA

“Naat Çalmardı” – Kadir Daniş

iki cihanın avaresi, sermesti aşkınAllah’tan başkası yokturu çok zor anladıçılgın, yalnız, küskün,...

#YOKLAMA

“Berhavasözlük’ün Kısa Hikâyesi”

Dijital baskıya ön söz: 2010’lu yıllar. Dergilerde sözlük yazıları meşhur ve yaygın...

#YOKLAMA

“Mehmet’e Mektup III” – Ömer Sürçilisan

Bugün sana hiçbir şey anlatmayacak kadar yorgun düşmüş bir adamın hıncıyla, bugün...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”