Ana Sayfa #YOKLAMA “Naat Fâsî” – Kadir Daniş
#YOKLAMA

“Naat Fâsî” – Kadir Daniş

Paylaş

i.
kritik bir karar vermek gerekiyor şimdi
seni bir daha görmek de görmemek de deniz
biri tuzlu, suyu acı, içilmez, tayfunlu
diğeri yangın, ateş, nitekim alışkınız

aleyhisselam İbrahim’e oldu ateş gül
yüzünü yalayan yalım değil, meltem tatlı
som ateşin içinden salt okyanusla çıkar
ejderhaya içirmek isterse Rabbim kımız

bunca isyanımı hoşgören tutar elimden
parsın midesi neyi sindirmez bilir Rabbi
semavat sofrasında Kevser ibrikleri, bal
inşaallah diz dize olsun kürk bağdaşımız

kalp dediğin metamorfoz geçiren bir safir
yumruk kadar, kat kat, oynak, sınırsız, içeri
kalbimin kalbinin kalbinin içinde kimyâ
subhanallah, bu ne sürat ya Rabbi, bu ne hız

tut elimden Zahmetleri Bitiren gelince
Zevkleri Kesen arkadaşımız olduğunda
Önceyi Unutturan koynumuza girince
sen topla mahsulü, zaten yakılacak anız

ey himmet gökdeleni Thymos perdesini yırt
merhamet sinende patlamış eflatun nilüfer
alaca vaşağın kafasını koparayım
insan başı tak yerine, kalmasın kafasız

gelincik, safran, Fâsî yeraltı şehirleri
bir nazar kıl, hadraya kalkalım: Karaviyyûn
bir nazar kıl, ve bir kucak Tanca portakalı
Haddâd kimyâsıyla altûûûn, duramam hadrasız

nazar kıl sîdî, adamının adamıyız hep
pis geldik, el öptük, pak döndük elhamdülillah
tükürsen kimyâdır, çeşmenden içtik, nazar kıl
Şam’dan İstanbul ve Fes’e, kalmayım kimyâsız

Meknes’te yeşermiş gördük o esrar ağacı
ışık gülünün kokusu akmış melekûta
cellabesiyle kefenleneyim sultanların
elleriyle teyemmüm olsun gaslim: cihan-sûz

sen okyanussun, güneşsin, firuze meltemler
göğü dolduran yakut meltemler, kıpkırmızı
safir kalbinde mübarek gül-cıva-kristal
ve okyanusun nur-şifa ilikleridir: tuz

soyut mercan kasırgaları, gül yangınısın
kulzüm gibi muhît hilâlî ezanlarsın sen
karayı ağartan, duman dağıtan fırtına
sırf adıyla cehennem söndüren görkemli buz

mişkât sensin, mısbâh kalbin, zücâce göğsün: nûrsun
kevkeb-i dürrîdir yüreğin, inci ve yıldız
ateşsiz tutuşur mayanda İbrahimî yağ
nasıl takat getirsin baksın göz: kayaya sız

yâ resûlallah bu nûra gark ediver beni
göğsünden güneş doğur, kalmasın hiç karanlık
yedi denizin altından karanlık göğsümde
yak bütün nisbetleri, [(sen)in] olayım yâ’sız

ii.
Majorelle bağında ahiret bülbülü: Arap
Muhammediyye bahçesinde jakaranda: mor
şu enkazdan kendine yakışır bir adam yap
nûr-pervaz eden pervanen olayım pervasız

dudağından kırmızı değil Marakeş: celâl
parslar doğuran arslan, ateşten kurtaran: Tûr
alnımdan öpmedikçe geçmez bende bu melâl
sende fena bulayım ahiretsiz dünyasız

Arab’ın ve Acem’in efendisi, sultansın
gül-ateş girdiğin rüyaları gene sen yor
herkes şaşar beşer, bir tek sen İnsan’sın
öyle fenâ et ki beni, benden kalmasın iz

bir ânın ne yapacağı hiç, hiç belli olmaz
neyim var aşktan başka? hiç… aşk… başka neyim var?
şu erguvan kuşlarından yedir bana biraz
melekût izlesin kükremeler sarhoşu pars

rahmeten li’l-âlemîn ve seyyidü’s-sakaleyn
harîsun aleyküm hazretleri, üzünü’l-hayr
uğruna var olmuş içindekilerle kevneyn
leylâkî nûrunu içir bana eyyâm-ı bîz

ey sedef kalbi müminlere Raûf ve Rahîm
ey kuşaklardan yakalayan, ey mutlu çayır
çevirme geri, gidecek yerim yok, seninim
dudağından bir kehribarla yansın alnımız

ey avcu deniz, ey merhameti bahr-ı muhît
sipehsâlâr efendim ki keremle nam salar
ey babam, ey canım, işte kafeste granit
dolaşan çelik kâdir değil sormaya rumuz

sultanım, nasıl istesin bilemez ki gedâ
göz yaşarmaz, padişahın yaşına güvenir
sensin ruh, sensin selam, sensin sevda, su, hevâ
tekmil nûrunla yaratılmıştır bunca nüfûs

açım, susuzum, çıplağım, hastayım, kimsesiz
yedir, içir, ört, sağalt, kendine eyle vezir
benim kalbimi sen yar isterim efendimiz
tükür de yıka, kalmasın masivaya heves

ey adıyla bulanıklıkları berrak eden
ey ki salavatınla çukurlarda kalmaz kir
ey bir nazarıyla başı dik, alnı ak eden
çal nur kılıcını gönlüme, karanlığı kes

Yorum Yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

#YOKLAMA

“Elipsin Şişkin Yüzündeki Afrikalılar” – Süleyman Karaca

Söz taşıdılar birbirlerine avuç avuçEn çok duyulanı bellediler sözKoştular dağlara fısıldayarakKimi bir ağacın kovuğunda,kimi kaçtığı Allah’tanMağaranın ışığındaEn çok korktuğu şeyi anlatmaya başladılar. -Allah...

İlgili Makaleler
#YOKLAMA

“Oğlumun Kaybolan Ayakkabı Teki” – Zeynep Acar

“Hikâye rutin dışıdır. Hep olan bir şey olmaktadır ama o gün başka...

#YOKLAMA

“Naat Şükür” – Kadir Daniş

Leyla bir içim sudur namazda gelir bazenyattığın hasırda kestiren avare arıerik çiçekleri...

#YOKLAMA

“Soruşturma: Öykü ve Sanalizasyon” – Aykut Ertuğrul

Dijital baskıya önsöz: Berhava’nın ilk sayısını, Güz 2015 takvimiyle yayına hazırlarken yaptığımız...

#YOKLAMA

“Naat Çalmardı” – Kadir Daniş

iki cihanın avaresi, sermesti aşkınAllah’tan başkası yokturu çok zor anladıçılgın, yalnız, küskün,...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”