Ülkü Tamer… Şair, öykücü, gazeteci, mütercim, aktör, öğretmen…Önce şair, bilhassa şair. Fakat Antep’e, çocukluğuna dair söyleyecekleri o kadar çok ki nesre yaklaştırdığı şiirleri bile kâfi gelmeyecekti, o da anılara ve anılarla beslediği öyküye başvurdu. Antep, Ülkü Tamer’de daima iyimser bir imaja, neşeli bir hatıraya karşılık gelir.
Allaben Öyküleri… Ülkü Tamer’in öyküleri, hatıra odaklıdır. Öykünün şiire, romana ve denemeye yakın bir tür olduğu hep tartışılmıştır. Ülkü Tamer’de öykü şüphesiz hatıra ile iç içedir. Ülkü Tamer’de öykü, anıların yeni bir çehreye bürünmüş hâlidir. Şiirlerinde ve anılarında anlatmaya doyamadığı Antep’i bir de öykü formuyla anlatmak istemesi şehrin Ülkü Tamer’in üzerindeki etkinin boyutuyla ilişkilendirilebilir. Dolayısıyla Ülkü Tamer’in öyküleri, onun mekanla kurduğu bağı somutlaştırmak için başvurduğu yöntemlerden biridir. Alleben Anıları’ndan sonra yayımladığı Yaşamak Hatırlamaktır’da şöyle söyler: “Yaşamım boyunca günlük tutmadım. Not tutmadım. Eş-dost toplantılarında oradan buradan anılar anlatılır ya, benimkiler de öyle zamanlarda su yüzüne çıktı. Bu kitap bir yaşam öyküsü değil. Olsa olsa, yaşamımdan çizgiler. Belirli bir sıra gözetilmeden, kendiliğinden beliren renkler. İçinde ‘karakter tahlilleri’ yok. Ufacık olaylar var. Başkalarının yaşamlarını bilemem, ama benim yaşamımı böylesine ufacık olaylar belirledi. Hepsi bu kadar değil elbet. Alleben Anıları’yla başlamıştım, bu kitapla sürdürüyorum. Belki bunu başka yazılar, başka kitaplar izler. Yaşarsam. Hatırlarsam.” Otobiyografiden uzaklaşarak, gerçekliğin sınırlarını belirsizleştirmek, Alleben’in ve Antep’in fotoğrafını bir parça flulaştırmak ister gibidir.
Ülkü Tamer’in öykülerinde Antep gizli bir kahramandır. Sitti Zeynep’in, Çete İsmail’in, Şekerci Asım’ın ve Macı Hüseyin’in beşincisi Antep’tir. Öylesine kanlı canlıdır ki varlığını hissedersiniz; size gülümser. İyi metinlerin böyle bir yanı vardır. Oğuz Atay’ın romanlarında dil ve biçim oyunları, Selim Işık, Turgut Özben, Hikmet Benol, Coşkun Ermiş gibi şahsiyet kazanmıştır, nedeyse konuşur okurla. Dostoyevski’nin romanlarında çelişki, kaygı, tutarsızlık hâli kahramanların ardı sıra yürür, bir gölge varlık gibidir. Mitat Enç’te de görürüz bu gizli kahramanı. “Bir Malûl ve Bir Gazi”yi ayrı ayrı sayarsak yirmi üç ulu vardır çarşıda. Bir ulu da çarşının kendisidir. Nefes alır, bünyesindekilerle beraber yaşar, gece çökünce istirahate çekilir ve nihayet ölür. Ülkü Tamer’in öykülerinde, anılarında ve şiirlerinde Antep güler yüzlü bir kahramandır.
Alleben Öyküleri’ni Alleben Anıları ile okumak, büyük bir imkân. Öykü kahramanlarının, mekanların, olayların izini hatıralardan takip edebilmek keyifli bir edebiyat olayıdır. O meşhur sorunun cevabı aynı zamanda: “Bu anlatılanlar gerçek mi?”
Hem öykülerde hem anılarda “aile” ve “mahalle” önemlidir. Birlik olma, paylaşma, dayanışma duygusu aileden mahalleye, oradan da şehre taşınır. Bir esnaf çocuğu olan Ülkü Tamer için şehrin tamamı sıcak ve renkli bir ailedir, dostluklar paha biçilmez hazinelerdir.
Ülkü Tamer’in hayatının büyük kısmı Antep’te geçmez. Liseyi Robert Kolej’de, İstanbul’da okur. Yazları anne memleketi Eskişehir’e giderler trenle. Antep’te geçirdiği çocukluğuna dair zengin bir belleğe sahip olduğu açıktır. Antep’e vefalıdır; çocukluk yurdunu kişiliğini, benliğini oluşturan en önemli öğelerin başında sayar: “Gaziantep benim için sadece doğup büyüdüğüm bir kent değil. Beni oluşturan en önemli ögelerden biri. Annem, babam, ninem gibi. Ben yine onların çocukları olsaydım, ama bir başka yerde doğup büyüseydim, içimdeki birtakım zenginlikler olmayacaktı sanki. Antep’e ne zaman gitsem, o zenginlikleri yeniden yaşıyorum. Belki yok olup gitti çoğu. Ama içimde bir yerlere o zenginlikleri define gibi gömmüşüm. Onları yeniden çıkarıp keşfetme olanağını sağlıyor Antep yolculukları. Jorge Amado’nun sık sık tekrarladığım bir sözü var: ‘İnsanın anayurdu çocukluğudur.’ Bugün ben de anayurdumdayım.”
Alleben Öyküleri, bizi Alleben Anıları’na, oradan da bir şair ve yazarın çocukluğundan taşarak geniş bir coğrafyaya yayılan belleğinin derinliklerine götürür bizi. Şiir, anı ya da öykü olarak çıksa da karşımıza Ülkü Tamer için yazmak hatırlamaktır.
Yorum Yaz