Ana Sayfa berhavasözlük

berhavasözlük

16 Makaleler
BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XVIII: “karacaoğlan, koşma, harami” – Mehmet Aycı

Karacaoğlan “Güzel gerek övülmeye / Yiğit gerek sevilmeye.” Türk şiirinin yüz akı şairlerimizden biri. Pek çok yönüyle biricik. Dört yüz yıl önce yaşamış...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XVII: “rasim özdenören, gül yetiştiren adam, vicdan” – Ceyda Akcan

Rasim Özdenören Okuyucusuna farklı çeşmelerden ulaşan bir isimdir o; hikâye, deneme, eleştiri ve düşünce yazılarıyla birlikte sanat, edebiyat ve çağın ruhuna dair yaptığı...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XVI: “elia suleiman, burası cennet olmalı, ironi” – Muhammet Sağlam

Elia Suleiman Filistinli auteur yönetmen Elia Suleiman, çağdaş dünya sinemasında benzersiz bir anlatı dili kurmuş isimlerden birisidir. 1960’ta Nasıra’da doğan Suleiman, uzun yıllarını...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XV: “sait faik, alemdağ’da var bir yılan, bursa” – Abdullah İpek

Sait Faik Öykü denince akla gelen ilk isimlerdendir Sait Faik. Yazdıklarıyla aynı kaderi yaşayan bir doğa ve deniz tutkunudur o. Ona göre sanat,...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XIV: “mevlâna idris, romantik tilki, arkadaşlık” – Ayşe Taçar

Mevlâna İdris 1966 yılında Kahramanmaraş’ta doğan yazarın en büyük özelliği, hep çocuk kalması ve büyümeye direnmesidir. Şiirleri, denemeleri ve masalları ile çocuk edebiyatında...

#YOKLAMA

“Berhavasözlük’ün Kısa Hikâyesi”

Dijital baskıya ön söz: 2010’lu yıllar. Dergilerde sözlük yazıları meşhur ve yaygın mıydı, yoksa ben bu tür yazılara iltimas geçtiğim için mi öyle...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XIII: “mustafa kutlu, kalbin sesi ile toprağa dönüş, kanaat” – Kuddusi Demir

Mustafa Kutlu Mustafa Kutlu biyografisini yüz kelimeyle anlatmak bir hayli güç. Düz ayaklı bir şehirde, Erzincan’da dünyaya geliyor. Babasının işi nedeniyle birçok yer...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XII: “sâmiha ayverdi, dost, iyi insan” – Melek Tosun

Sâmiha Ayverdi Günümüzde dahi önemli bir değere sahip olan yazar ve mütefekkir Samiha Ayverdi, 5 Kasım 1905’te doğdu. Yetişme sürecinde aile büyüklerinden bir...

#YOKLAMA

“Elipsin Şişkin Yüzündeki Afrikalılar” – Süleyman Karaca

Söz taşıdılar birbirlerine avuç avuçEn çok duyulanı bellediler sözKoştular dağlara fısıldayarakKimi bir ağacın kovuğunda,kimi kaçtığı Allah’tanMağaranın ışığındaEn çok korktuğu şeyi anlatmaya başladılar. -Allah...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”