Ana Sayfa BERHAVASÖZLÜK berhavasözlük XII: “sâmiha ayverdi, dost, iyi insan” – Melek Tosun
BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XII: “sâmiha ayverdi, dost, iyi insan” – Melek Tosun

Paylaş

Sâmiha Ayverdi

Günümüzde dahi önemli bir değere sahip olan yazar ve mütefekkir Samiha Ayverdi, 5 Kasım 1905’te doğdu. Yetişme sürecinde aile büyüklerinden bir yandan tarih şuuru ve irfan kültürüyle beslendi, diğer yandan dürüstlük, gerektiğinde konuşma ve ciddiyet bilinciyle yoğruldu. Bununla da kalmayıp ailesi fikrî, ahlaki ve imani noktalarda bir şahsiyet oluşturmasına zemin hazırladı.

Henüz beş yaşında mekteple başlayan eğitim süreci ilerleyen yıllarda tarih, tasavvuf, felsefe ve edebiyat alanlarında aldığı hususi eğitimlerle devam etti. Ancak ruhani ve fikrî gelişiminin zirve noktasını şeyhi Kenan Rifâî’nin yanında yaşadı. 1927 yılında söz konusu dergâhta aldığı eğitim yazdığı eserlere de derinlemesine yansıdı.

Sunduğu eserlerin değer ve niteliği göz önünde bulundurularak vefatının ardından Ayverdi Enstitüsü kuruldu. Aşk Budur romanıyla başlayan yazarlık serüveni romanın yanı sıra şiir, hikâye, biyografi, portre ve denemelerle devam etti. Mâbette Bir Gece (1940), Dile Gelen Taş (1999), Kenan Rifâî ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık (1951), Âbide Şahsiyetler (1976) ve Kölelikten Efendiliğe (1978) bu külliyatın öne çıkan eserlerindendir.

Dost

Dost; dili, metni ve konusu itibarıyla yankısı hâlâ süren, okurun zihninde aynı anda farklı düşünce kapıları açan önemli bir Samiha Ayverdi eseridir. Sahici bir okuma zevki sunarken Türkçenin zaman içinde geçirdiği dönüşümü de görünür kılar. Dost için saf bir kurgu demek mümkün değildir, salt bir iç monolog ya da düz bir anlatı olarak da nitelendirilemez. Yer yer bilinç akışı hissi verse de okundukça kendini açan ve derinleşen bir yapı sergiler.

Tasavvufi bir bakışla kaleme alınmış bu eser, asıl maksadını tefekküre yeni bir kapı aralamakta bulur. Kurgunun öne çıktığı ilk sayfalarda, tayinlerle birlikte gerçekleşen şehirler arası yolculuklar aracılığıyla Balıkesir, Adana, Üsküp, Trabzon ve Medine gibi şehirler ve bu şehirlerdeki insan hâllerinin değişkenliği anlatılır. Dikkat çekici biçimde Dost başlığı kitabın ortasında yer alır. Bu noktadan sonra metin, “iyi insan olma” üzerine bir dizi nasihat gibi okunabilir ancak bunlar parmak sallayan, bezdiren öğütler değil, otoriter fakat şefkatli bir üslupla sunulan dostane tavsiyelerdir.

İyi İnsan

Dost, tasavvufi bir zemine sahip, incelikli bir “iyi insan olma” rehberi olarak da okunabilir. Yaşamanın -hele ki iyi ve güzel yaşamanın- kitap sayfalarında yazıldığı kadar basit olmadığı açıktır ancak iyi yaşamanın da bir anayasası vardır. İnananlar için bu anayasa, Kur’an ışığında yürümektir.

Kitap boyunca “dost” farklı pencerelerden seslenir: Bazen bir Allah dostu, bazen bir şeyhin müridi, bazen de avam dostluğu olarak düşünülebilir. “Dost’un eserleri insanlardı.” ifadesi, Allah’ın kullarını işaret ettiği gibi, insanın etrafında biriktirdiği topluluğu da çağrıştırır. Evvela insanın kendine dost olmasının incelikleri öğretilir, ardından başkalarına dost olma ve dost edinme yolları açılır. Böylece iyi insan olmanın kapılarından geçilerek dostların birer “eser” hâline geldiği fikri ortaya çıkar.

Ayverdi’ye göre incelikli iyi insan ne kötülenmekle küçüleceğini ne de methedilmekle büyüyeceğini bilendir. Gerçek ses, nefsini her gün yeniden terbiye etme gayreti içinde, bir karşılık beklentisine girmeden mübalağadan uzak, gerektiğinde övebilen, gerektiğinde üslubunca eleştirebilen sestir. İyi insan olmanın yolunun secdeden geçtiğini özellikle vurgulayan Samiha Ayverdi, okura şu öğüdü bırakır:

“Allah’ı görür gibi namaz kıl… İbadetin yatıp kalkmaktan ibaret olmasın… Kur’an-ı Kerim’i de manasını anlıyormuşçasına oku… Bir gün olur, Cenab-ı Hak sana onun manasını da anlatır.”

Yorum Yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖYKÜ

“Evlenilecek Kadın” – Ümit Polat

Tam evlenilecek kadındın. Ama olmadı… Üniversite son sınıfın son haftalarındaydık. Ben İhsan’la, sen İhsan’a takılan hiç ısınamadığım Sena isimli, Malatyalı o kızla geziyordun....

İlgili Makaleler
BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XIV: “mevlâna idris, romantik tilki, arkadaşlık” – Ayşe Taçar

Mevlâna İdris 1966 yılında Kahramanmaraş’ta doğan yazarın en büyük özelliği, hep çocuk...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XIII: “mustafa kutlu, kalbin sesi ile toprağa dönüş, kanaat” – Kuddusi Demir

Mustafa Kutlu Mustafa Kutlu biyografisini yüz kelimeyle anlatmak bir hayli güç. Düz...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XI: “cemal şakar, portakal bahçeleri, zulüm” – Akif Hasan Kaya

Cemal Şakar Modern Türk öyküsünün en önemli yazarlarından birisidir. 1982’de başladığı yazarlık...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük X: “ayşe şasa, delilik ükesinden notlar, Allah ağrısı” – Tuba Kaplan

Ayşe Şasa Ayşe Şasa (1941 doğumlu), varlıklı bir ailede büyüdü. Bu “refaha”...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”