roman

7 Makaleler
SÖYLEŞİ

Veysel Altuntaş ile “İpler Dolaşınca” Üzerine

İçinde bulunduğumuz hâlin kendisi bütün varmaların ötesinde bir anlam taşır. Sorular: Hüseyin Ahmet Çelik Adını, imzanı ilk defa bir dergide görmenin üzerinden yaklaşık...

DÜŞÜNCE

“Dostoyevski’nin Tövbesi” – Süleyman Karaca

İnsan Tövbesi  İnsan ruhunun en karanlık taraflarını iğdiş eden yazarlar vardır. Fakat çok azı  karanlığın içinden bir arınma imkânı çıkarabilmiştir. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski,...

BERHAVAKİTAP

“Bahçıvan ve Ölüm: Sessiz Bir Eşik” – Feyza Cengiz Dündar

Bulgaristanlı yazar Georgi Gospodinov, metinlerinde sık sık hafıza, zaman ve kişisel olanla gündelik hayat arasındaki geçirgenliklerle ilgilenir. Onun edebiyatında büyük tarihsel kırılmalar kadar,...

DÜŞÜNCE

“Mütereddit Bir Benlik İnşâsı” – M. Fatih Kutlubay

Kurmaca metinlerde yazarın yaşının, memleketinin, yaşadığı yerin, ilgi alanlarının ya da aldığı eğitimin izlerini aramayı sevdiğimden okuma öncesinde yazar biyografisine göz atmak gibi...

BERHAVAKİTAP

“Gerçeğe Mum Işığında Bakmak” – Emine Tay

Tek bir mum ışığı gizleri, derinleri, karanlık bir mahzeni aydınlatabilir mi? Sandor Marai kaskına taktığı güçlü ışığıyla değil, cılız bir kandille derinlere inen...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük I: “orhan pamuk, kara kitap, yabancılaşma” – Ali Necip Erdoğan

Orhan Pamuk Orhan Pamuk, modern Türk romanının en çok tartışılan ve en çok okunan yazarlarından biridir. Onun romanları hem Doğu ile Batı arasındaki...

BERHAVAKİTAP

“Şule Gürbüz’ün Labirenti: Kıyamet Emeklisi Üzerine Bir Okuma” – Ayşe Atila

Şule Gürbüz’ü anlatmaya nereden başlamalı? Onu anlatırken önce eserlerini mi yoksa sıra dışı yaşamını mı konuşmalı? Bir yazar hakkında bu tür soruların sorulması,...

SÖYLEŞİ

Fazla Mesai 01: Ali Güney

Fazla Mesai’de Ali Güney’le üç şey hakkında konuştuk: Sosyal inovasyon, kültür yönetimi ve yayıncılık yaz okulu. Hazırlayan: Hüseyin Ahmet Çelik Ali Güney, öykücü....

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”