Ana Sayfa veysel altuntaş

veysel altuntaş

16 Makaleler
SÖYLEŞİ

Veysel Altuntaş ile “İpler Dolaşınca” Üzerine

İçinde bulunduğumuz hâlin kendisi bütün varmaların ötesinde bir anlam taşır. Sorular: Hüseyin Ahmet Çelik Adını, imzanı ilk defa bir dergide görmenin üzerinden yaklaşık...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XIV: “mevlâna idris, romantik tilki, arkadaşlık” – Ayşe Taçar

Mevlâna İdris 1966 yılında Kahramanmaraş’ta doğan yazarın en büyük özelliği, hep çocuk kalması ve büyümeye direnmesidir. Şiirleri, denemeleri ve masalları ile çocuk edebiyatında...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XIII: “mustafa kutlu, kalbin sesi ile toprağa dönüş, kanaat” – Kuddusi Demir

Mustafa Kutlu Mustafa Kutlu biyografisini yüz kelimeyle anlatmak bir hayli güç. Düz ayaklı bir şehirde, Erzincan’da dünyaya geliyor. Babasının işi nedeniyle birçok yer...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük IX: “gassan kenefânî, hüzünlü portakallar yurdu, direniş” – Mehmet Kahraman

Gassan Kenefânî Gassan Kenefani, modern Filistin edebiyatının en etkili yazarlarından biridir. Onun metinleri yalnızca bir halkın dramını anlatmakla kalmaz; vatanın kaybı, sürgünün yarattığı...

DÜŞÜNCE

“Edebiyatta Patronaj: Leylâ Hanım’ın Kasidelerinde Fahriye Geleneği” – Veysel Altuntaş

Divan edebiyatı, yüzyıllar boyunca ördüğü estetik ve düşünsel dokusuyla sadece bir şiir geleneği değil; Osmanlı toplumunun ruhunu, kültürünü ve zihniyetini yansıtan zengin bir...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük VIII: “asaf hâlet çelebi, om mani padme hum, mistik sembolizm” – Esma Polat 

Asaf Hâlet Çelebi İlk gençliğini işgal yıllarında idrak eden edipler neslindendir. Çocukluğunu Cihangir’deki büyük bir konakta; geniş bir aile içinde; kalfalar, halayıklar, dadılarla...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük VII: “cemil meriç, bu ülke, deneme” – Halit Selim Dönmez

Cemil Meriç Cemil Meriç, hayatını Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi. Tefekkürün tecessüm etmiş hâli. Hakikat âşığı. Şuur meftunu. İrdeleme...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük VI: “orhan kemal, ekmek kavgası, hayat” – Yasin Taçar

Orhan Kemal Orhan Kemal denilince akla Çukurova gelir elbette, yoksulluk gelir; fabrikalar, işçiler, gariban mahalleler, futbolcu olmak isteyen çocuklar, ev içi kavgaları, bir...

SÖYLEŞİ

Fazla Mesai 01: Ali Güney

Fazla Mesai’de Ali Güney’le üç şey hakkında konuştuk: Sosyal inovasyon, kültür yönetimi ve yayıncılık yaz okulu. Hazırlayan: Hüseyin Ahmet Çelik Ali Güney, öykücü....

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”