Ana Sayfa BERHAVAKİTAP “Bir Başkasında Kendi Hikâyemizi Bulmak: Yakınlıklar” – Saliha Ferşadoğlu İlhan
BERHAVAKİTAP

“Bir Başkasında Kendi Hikâyemizi Bulmak: Yakınlıklar” – Saliha Ferşadoğlu İlhan

Paylaş

“O zaman umut nerede, diyorsun, hiçbir zaman gerçekten yeni baştan başlamayacaksak, ne bileyim, başka bir şeye ya da daha iyi bir şeye dönüşemeyeceksek?”

Şu cümlenin güzelliğine bakar mısınız? Belki alnımdan vurmuyor veya kalbimi hızlı hızlı çarptırmıyor ama beni durup durup aynı satırları defalarca okumaya davet ediyor. Üstelik her seferinde ağırladığı yer öyle güzel öyle samimi ki, işte, diyorum zevkten dört köşe olmuş zihnimle, hayatın içinden nefis öyküler.

Yazarı bu coğrafyanın yazarı olmasa da okuduklarım beni onunla çarçabuk yakınlık kurmaya başlatıyor. Lucy Caldwell’i tebrik etmeli, kitabın adını bu yüzden “Yakınlıklar” koymuş olmalı.  Gerçekten isabetli bir seçim. Anlattıkları ise modern dünyanın modern kadınlarının sıkıntıları, hafakanları, tecrübeleri. Yazarın baktığı/yazdığı yer o kadar doğru ki İrlanda’dan kaleme aldığı bu satırları Türkiye’den ben okuyunca şaşırmıyorum, garipsemiyorum. Çünkü anlattığı benim de hikâyem.

Kadınlığa, evliliğe, anneliğe, hamileliğe dair hayatın içinden alınmış sıradan öyküler… Ancak bu sıradanlığın kendine has çatışmaları, sorgulamaları ve bir yığın yaşanmışlıkları var.

“Artık günün bitmesini istiyorsun sadece; yıkanıp yataklarına yatırılmış ya da uyku tulumlarına tıkıştırılıp fermuarları çekilmiş çocukların kırmızı yanakları ve açık ağızlarıyla, huzurla uykuya dalacakları o anı; o zaman bir nefes veriyorsun.”

Bu kitabı üç yıl önce henüz bir anne değilken okusaydım bu kadar sever miydim bilmiyorum; ama bugün bulunduğum bu menzilden okumak bana hem keyifli geliyor hem de edebiyatın iyileştirici gücünü bir kez daha derinden hissettiriyor. Böylece bir başkasında kendi hikâyemizi bulmak ‘yakınlık’ kurmanın en kolay ve güçlü yolunu inşa ediyor.

Yakınlıklar’ı çok sevmemin bir nedeni daha var. Dini motiflerin yer aldığı birkaç öykü var kitapta. Din, hayatın içinde nasıl varsa öykülerde de öyle var. Bazen karakterlerin birbiriyle tartıştığı bir argüman bazen kahramanlardan birinin yetiştirilme anıları bazen de bir dava meselesi olarak karşımıza çıkıyor bu motifler.

“Gözlerini kapıyor. Papaz Warren yola çıkmadan önce her biri için teker teker dua etti. Adamın güçlü, sıcak elleri başının üstünde: kendini iyice verirse, bu ellerden nabız gibi yayılan enerjiyi hâlâ hissediyor.”

Ağdalı bir dilden uzak, ziyadesiyle sade bir dil hâkim öykülere. Öykülerin neredeyse hepsi şimdiki zaman üzerinden ilerliyor. Ara sıra şiirsel ifadeler de sürpriz yapıyor okuruna. Tüm bunlar kitabın okunurluğunu kolaylaştırıyor. Yormayan, zorlamayan fakat anlattığı meseleler sayesinde bizi düşünmeye sevk ediyor Yakınlıklar.

Okunması kolay olsa da unutulması zor bir kitap oluyor benim için bu nedenle. Son sayfasını okuyup kitabı kapattığımda aklımda ondan geriye merak ve gerilim dolu bir atmosfer kalıyor. Kadın karakterlerin ruh hali tek bir fotoğraf karesine hapsedilmiş sanki. Fotoğrafı çözümledikçe onların dertlerini, sıkışıp kaldıkları duyguları ve kurtulmak için çırpındıkları halleri gözlemliyoruz. İnsan olmanın halini kısacası.

Kitaba dair olumsuz bir eleştiri sadece şunu söyleyebilirim. Hep aynı konular etrafında, hep kadınların hikayesini okumak bir süre sonra sıkıyor. Bu durum bir avantaj olurken aynı zamanda dezavantaj da oluyor bence. Lucy Caldwell’den bir erkek kahramanı, kahramanın çıkmazlarını da okumak isterdim.

Bir de kalbime yeni bir dilek düşüyor: Bu çağın babaları, modern çağda baba olmaya dair öyküler, romanlar yazsalar da biz de okusak. Enfes olmaz mı?

Yakınlıklar
Lucy Caldwell

Türü:
Öykü

Sayfa Sayısı:
144

Çeviren:
Tülin Er

Özgün Ad:
Intimacies

berhavanot

Lucy Caldwell hakkında daha fazla bilgi için şu adrese göz atılabilir:

https://www.lucycaldwell.com/

Yorum Yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖYKÜ

“Evlenilecek Kadın” – Ümit Polat

Tam evlenilecek kadındın. Ama olmadı… Üniversite son sınıfın son haftalarındaydık. Ben İhsan’la, sen İhsan’a takılan hiç ısınamadığım Sena isimli, Malatyalı o kızla geziyordun....

İlgili Makaleler
BERHAVAKİTAP

“Bahçıvan ve Ölüm: Sessiz Bir Eşik” – Feyza Cengiz Dündar

Bulgaristanlı yazar Georgi Gospodinov, metinlerinde sık sık hafıza, zaman ve kişisel olanla...

BERHAVAKİTAP

“Granada Üçlemesi Üzerine: Sessizliğin Hafızası” – Feyza Cengiz Dündar

Radva Aşur’un Granada Üçlemesi, tarihsel anlatının sınırlarını aşarak, kaybın, sessizliğin ve kadın...

BERHAVAKİTAP

“Gerçeğe Mum Işığında Bakmak” – Emine Tay

Tek bir mum ışığı gizleri, derinleri, karanlık bir mahzeni aydınlatabilir mi? Sandor...

BERHAVAKİTAP

“Geçmişin Yüküyle Yüzleşmenin Romanı: Miras” – Mikail Çelik

BERHAVAKİTAP||MİRAS Babasının öldüğü gün hesabın kapanmayacağını anlayan bir çocuk, ailenin kalan yarısıyla...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”