Ana Sayfa #YOKLAMA “Elipsin Şişkin Yüzündeki Afrikalılar” – Süleyman Karaca
#YOKLAMA

“Elipsin Şişkin Yüzündeki Afrikalılar” – Süleyman Karaca

Paylaş

Söz taşıdılar birbirlerine avuç avuç
En çok duyulanı bellediler söz
Koştular dağlara fısıldayarak
Kimi bir ağacın kovuğunda,
kimi kaçtığı Allah’tan
Mağaranın ışığında
En çok korktuğu şeyi anlatmaya başladılar.

-Allah dedi biri -kork-
Biri yalnızlık dedi:
En çok yalnız kalan
Biri söz dedi
Acıydı söz, sözden acıydı söz
Allah’tan korkarak kaçmak ihtimalde
Siz korkmuyor musunuz kendinizi saklamaktan
Gözleriniz mor, buz koysak geçer mi hem?
İçinizde taharet musluğu yok
Temizlenseniz biter mi hem!
Siz korkmuyor musunuz başınız yerde işte,
Uykunuz tamam. İşiniz gücünüz yerinde
Aklınız yetiyor ya size, tamam
Başlamak bize haram olduğumuz yer
Tepelere koşup yokuşta yorulanlar
yerini bulup tepelerde oyalananlar
İftihar ederken duman sıyrıldığına
ateşin pisinden püsüründen

Uzaklardan bir mızrağın
bakır bağırtısını gezdiren bir ses
-Ben ben ben
Uykusunu Kehkeşanlara gezdiren, ben
İlk ben diyene baktı divane dediler ona
Bize ilk atılanın boynunu koparırlar diye öğrettiler.
Kalibresi yüksek bir silahın namlusuna
Asılırlar diye öğrettiler
Kafasını dayayıp beklerken ben ben diyen
Çünküleriyle korkuyu yularken
Kendime düşmanlık ettim dedi ben…
Kendine düşmanlık etti
Bu dünya boz, bu dünya eğri
Ve bir de elipsin şişkin yüzünde yaşayan
Tüm afrikalılar.

Rüzgarlara dayanıp yara bendini aşan
Aklını kirletip uykusunu kaçıran
Açar eğilip göğsünü memesinden
Yoluna kaçış rampaları yapıştıran
Azami hızla giderken frenleri koparan
afişleri sökülmemiş duvarları kemirip
Aklı yetince hepsinden hesap soran
Ağzı dolu kumbaralar,
Kitap dolu mahzenler
Karşılığı olmadan acı çeken andavallar
Ve kapı kirişlerinde çürüyen akrilik muskalar
Hepsi taş gibi dökülen fiillerde

Yorum Yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖYKÜ

“Evlenilecek Kadın” – Ümit Polat

Tam evlenilecek kadındın. Ama olmadı… Üniversite son sınıfın son haftalarındaydık. Ben İhsan’la, sen İhsan’a takılan hiç ısınamadığım Sena isimli, Malatyalı o kızla geziyordun....

İlgili Makaleler
#YOKLAMA

“Soruşturma: Öykü ve Sanalizasyon” – Aykut Ertuğrul

Dijital baskıya önsöz: Berhava’nın ilk sayısını, Güz 2015 takvimiyle yayına hazırlarken yaptığımız...

#YOKLAMA

“Naat Çalmardı” – Kadir Daniş

iki cihanın avaresi, sermesti aşkınAllah’tan başkası yokturu çok zor anladıçılgın, yalnız, küskün,...

#YOKLAMA

“Berhavasözlük’ün Kısa Hikâyesi”

Dijital baskıya ön söz: 2010’lu yıllar. Dergilerde sözlük yazıları meşhur ve yaygın...

#YOKLAMA

“Mehmet’e Mektup III” – Ömer Sürçilisan

Bugün sana hiçbir şey anlatmayacak kadar yorgun düşmüş bir adamın hıncıyla, bugün...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”