Ana Sayfa #YOKLAMA “Serinliğin Derin Tarihi” – Suavi Kemal Yazgıç
#YOKLAMA

“Serinliğin Derin Tarihi” – Suavi Kemal Yazgıç

Paylaş

tarihten serinlik umarak
en serin yerinden kestiriyorum
hayır kestirmiyorum
gözlerimi dinlendiriyorum sadece
pek bir serin ora
kestirmek ve kesmek için
köreltiyorum bıçağı
haliç’in derinliklerine terk ediyorum
köreldikçe daha çok kesen bıçağı
anımsıyorum, anıyorum, anısızım ansızın
ve sızlar sönmüş sandığım
serin sandığım tüm yanar dağlar

hayattan serinlik umarak
tünellere firar ediyorum
insan serinlemeyince
terinden kirlenir mi dedim babama
derin bir emeksizlikten
ve talihsiz bir tarihsizlikten
başka nedir dedi
yoksa serinlemek de vardır
ofislerdeki halılar
tozları saklar ve kusar
kusar ve saklar
emekçilerin üstüne üstüne
artı değer dedikleri
artık ne olabilir ki?
olabilir mi ki?
yürürlüğe giren
terlememek değildir elbette
serinlik yeterince paylaşılmamışsa

konfordan serinlik umarak
bir paydaş olmaya firar ediyorum
oysa paylanmazsa
patronlar, patronalar
kendisini halil diye tanıtan
ve tantana çıkarıp
tantuniyi bütün bütün paylaşmayanlar
hepsi serinliği kendine hapseder
ve kaynata kaynata
ikram edenlerin marifeti
kiraları artıranları
depozitlerle depoları şişirenler
ve şişinenlere tüm göbekleriyle
insan böyleleriyle nasıl serinler ki?

dünyadan serinlik umarak
haberleri seyrediyorum
sömürgeciliğin ömür törpüsüyle
kömür madenlerinde kalan
babalarını unutmayan çocuklar
koahlı ciğerlerde pare pare
biriken tozların haritası
çiziliyor londra ve new york borsasında
ısıl işlem görmüş serinlik benzeri ürünler
yine zamlanıyor
yine gemlenmiyor tantuni endeksi

bir kadının gölgesinden serinlik umarak
çöllere düşürüyorum yollarımı
hiç bir çöl düşlediğim gibi değil
zaten çölün düşlediği
mecnuna da benzemiyorum besbelli
adıyla kafiyeli bir irin akıyor tenimden
o yok diye terimden tuz eksik kalıyor
hiç bir serinlik bırakmıyor bana
onun adıyla kafiye yapmayan güneş
ve hiç bir serinlik aramıyorum gayrı
onu bulamadığım için

Yorum Yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SÖYLEŞİ

Fazla Mesai 01: Ali Güney

Fazla Mesai’de Ali Güney’le üç şey hakkında konuştuk: Sosyal inovasyon, kültür yönetimi ve yayıncılık yaz okulu. Hazırlayan: Hüseyin Ahmet Çelik Ali Güney, öykücü....

İlgili Makaleler
#YOKLAMA

“Naat Çalmardı” – Kadir Daniş

iki cihanın avaresi, sermesti aşkınAllah’tan başkası yokturu çok zor anladıçılgın, yalnız, küskün,...

#YOKLAMA

“Berhavasözlük’ün Kısa Hikâyesi”

Dijital baskıya ön söz: 2010’lu yıllar. Dergilerde sözlük yazıları meşhur ve yaygın...

#YOKLAMA

“Mehmet’e Mektup III” – Ömer Sürçilisan

Bugün sana hiçbir şey anlatmayacak kadar yorgun düşmüş bir adamın hıncıyla, bugün...

#YOKLAMA

“Elipsin Şişkin Yüzündeki Afrikalılar” – Süleyman Karaca

Söz taşıdılar birbirlerine avuç avuçEn çok duyulanı bellediler sözKoştular dağlara fısıldayarakKimi bir...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”