tarihten serinlik umarak
en serin yerinden kestiriyorum
hayır kestirmiyorum
gözlerimi dinlendiriyorum sadece
pek bir serin ora
kestirmek ve kesmek için
köreltiyorum bıçağı
haliç’in derinliklerine terk ediyorum
köreldikçe daha çok kesen bıçağı
anımsıyorum, anıyorum, anısızım ansızın
ve sızlar sönmüş sandığım
serin sandığım tüm yanar dağlar
hayattan serinlik umarak
tünellere firar ediyorum
insan serinlemeyince
terinden kirlenir mi dedim babama
derin bir emeksizlikten
ve talihsiz bir tarihsizlikten
başka nedir dedi
yoksa serinlemek de vardır
ofislerdeki halılar
tozları saklar ve kusar
kusar ve saklar
emekçilerin üstüne üstüne
artı değer dedikleri
artık ne olabilir ki?
olabilir mi ki?
yürürlüğe giren
terlememek değildir elbette
serinlik yeterince paylaşılmamışsa
konfordan serinlik umarak
bir paydaş olmaya firar ediyorum
oysa paylanmazsa
patronlar, patronalar
kendisini halil diye tanıtan
ve tantana çıkarıp
tantuniyi bütün bütün paylaşmayanlar
hepsi serinliği kendine hapseder
ve kaynata kaynata
ikram edenlerin marifeti
kiraları artıranları
depozitlerle depoları şişirenler
ve şişinenlere tüm göbekleriyle
insan böyleleriyle nasıl serinler ki?
dünyadan serinlik umarak
haberleri seyrediyorum
sömürgeciliğin ömür törpüsüyle
kömür madenlerinde kalan
babalarını unutmayan çocuklar
koahlı ciğerlerde pare pare
biriken tozların haritası
çiziliyor londra ve new york borsasında
ısıl işlem görmüş serinlik benzeri ürünler
yine zamlanıyor
yine gemlenmiyor tantuni endeksi
bir kadının gölgesinden serinlik umarak
çöllere düşürüyorum yollarımı
hiç bir çöl düşlediğim gibi değil
zaten çölün düşlediği
mecnuna da benzemiyorum besbelli
adıyla kafiyeli bir irin akıyor tenimden
o yok diye terimden tuz eksik kalıyor
hiç bir serinlik bırakmıyor bana
onun adıyla kafiye yapmayan güneş
ve hiç bir serinlik aramıyorum gayrı
onu bulamadığım için
Yorum Yaz