Ana Sayfa BERHAVASÖZLÜK berhavasözlük XVIII: “karacaoğlan, koşma, harami” – Mehmet Aycı
BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XVIII: “karacaoğlan, koşma, harami” – Mehmet Aycı

Paylaş

Karacaoğlan

“Güzel gerek övülmeye / Yiğit gerek sevilmeye.” Türk şiirinin yüz akı şairlerimizden biri. Pek çok yönüyle biricik. Dört yüz yıl önce yaşamış olmasına rağmen hâlâ tazeliğini koruyor. Şiirleri cönklerden, mecmualardan derlendi. Türküleriyle insanımızın gönlüne taht kurmuş, o tahttan ineceği muhal. Şiirimizin âşık tarzı damarının en berrak, en sade, en neşeli ve kuşkusuz en usta şairi. Güney Türkmenleri arasında efsane. Feke Varsakları kendilerinden sayıyor. Bir köyü “doğum yeri” olarak ona ayırdılar. Şair de bir efsane. Ölümüne dair bile “köken miti” uydurulmuş. Güzel olan her şeyin dilinden anlar. En dünyalı uhrevimiz. “Karaoğlan söylemek” kapısını açan, tarzını icat eden kişi. Şiirlerindeki kelimeler de güney kokar. 

Koşma

“Uyan Karacaoğlan gafletten uyan

Atına binip de terkine dayan

Ölümden korkup da sonunu sayan

Ölür gider yar koynuna giremez”

Koşmak; karşılıklı konmak, eşleşmek anlamına geliyor Türkçemizde. Bir edebî tür olarak koşma, insani hâllerimize, aşkımıza, hayretimize, acımıza dair söylediklerimizi hecenin 11’li vezniyle nazmedip dörtlükler hâlinde söylediğimiz şiirlere deniyor. Türe koşma denmesinde bir incelik olmalı; genelde şiirde her iki dize birbirine koşulunca/eşleştirilince bir anlam bütünlüğü oluşuyor. Bu anlam, dörtlüğün ikinci ikiliğindeki anlamla da eşleşiyor. Bu hâliyle her dörtlük bir koşma aynı zamanda. Kaç dörtlük olduğu fark etmez ama bazıları dört, bazıları beş dörtlük, bazıları daha fazla bu şiirlerin. Şair, kendi dilinin ırmaklarını eşleştiriyor ve ırmaklar “eşli” akıyor bu şiirlerde.

Harami

“Haramı var diye korku verirler / Benim ipek yüklü kervanım mı var?” Harami yol keser, baç alır. Geçitlerde bekler kervanları. Sarp geçitlerde. Karacaoğlan bu şiirinde “harami/haramî” kelimesini bilerek seçmiş. “Şairin kervanı mı var ki haramiden korkusu olsun!” diyelim, “Çok mal haramsız.” olmaz hesabı, şairin kervan götürecek yükü mü var ki korkusu olsun? Hem şairimiz erkek ve “ipek” de erkeğe “haram” ayrıca. Bir de klasik şiirimizde haramî “ecel” anlamında kullanıyor. Ölümden korkmadığını, çünkü dünyayı kaybedecek bir “varlık” olarak görmediğini söylüyor şiirinde.  “Korku vermeyi” de yargılıyor şiirinde, yoksa korku verenleri de mi “haramî” olarak görüyor ne! Hem kim ki has şairdir, ne korksun haramiden!

Yorum Yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

#YOKLAMA

“Elipsin Şişkin Yüzündeki Afrikalılar” – Süleyman Karaca

Söz taşıdılar birbirlerine avuç avuçEn çok duyulanı bellediler sözKoştular dağlara fısıldayarakKimi bir ağacın kovuğunda,kimi kaçtığı Allah’tanMağaranın ışığındaEn çok korktuğu şeyi anlatmaya başladılar. -Allah...

İlgili Makaleler
BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XVII: “rasim özdenören, gül yetiştiren adam, vicdan” – Ceyda Akcan

Rasim Özdenören Okuyucusuna farklı çeşmelerden ulaşan bir isimdir o; hikâye, deneme, eleştiri...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XVI: “elia suleiman, burası cennet olmalı, ironi” – Muhammet Sağlam

Elia Suleiman Filistinli auteur yönetmen Elia Suleiman, çağdaş dünya sinemasında benzersiz bir...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XV: “sait faik, alemdağ’da var bir yılan, bursa” – Abdullah İpek

Sait Faik Öykü denince akla gelen ilk isimlerdendir Sait Faik. Yazdıklarıyla aynı...

BERHAVASÖZLÜK

berhavasözlük XIV: “mevlâna idris, romantik tilki, arkadaşlık” – Ayşe Taçar

Mevlâna İdris 1966 yılında Kahramanmaraş’ta doğan yazarın en büyük özelliği, hep çocuk...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”