Ana Sayfa BERHAVAKİTAP “Şiir Okuma Kılavuzu Üzerine” – Ekrem Elmas
BERHAVAKİTAP

“Şiir Okuma Kılavuzu Üzerine” – Ekrem Elmas

Paylaş

Şiirin yeryüzünde kapladığı alan üzerine yazılmış çizilmiş sayısız metin, şiirin ne olduğuna dair sayısız görüş var.  Örneğin şiir Batı’dan gelen kültürel soykırıma karşı duruşun bir resmidir bugün. Batıda bile. Ve şair, gittikçe yayılan oportünist anlayışa rağmen, insani değerlerin koruyucusudur.

“Büyük bir şair olmak hâliyle kolay değildir. Eğer öyle olsaydı buna olduğundan daha çok insan teşebbüs ederdi. Dünya tarihinde büyük şair olmak için yola koyulan insanların eksikliğine rastlanmamıştır.” İyiler-Büyükler-Modernler kitabında böyle söylüyor Ezra Pound.

İsmet Özel’se, Şiir Okuma Kılavuzu’na şu cümlelerle başlıyor: “Gençlik yıllarımda omuzlarım üzerinde kafa taşıyan bir adam olmaya çabaladım; yıllar ilerledikçe birçok şey gibi bu alandaki çabalarımın yönü de değişti. Şimdilerde ise ‘omuzlara’ sahip olmaya belki daha bir özeniyorum.”

Bilindiği üzere birçok yazısında, şiiri, şairi ve şiir okuyucusunu merkeze alan Özel, Şiir Okuma Kılavuzu’nda, şiirin ne olduğu ne olmadığı, nelere karşılık geldiği, şairin niteliği, şiirin nasıl ve niçin okunduğu, okurken neden bir kılavuza ihtiyaç duyulduğu gibi hususları sorunsallaştırıyor.  Özel’e göre Türk milletiyle Türk şiiri arasında varoluşsal bir bağ var.

Waldo Sen Neden Burada Değilsin adlı kitabında, “Ben kendimi şair sanarak değil, şair olmanın gereğine inanarak ve şiirin gereğini yerine getirmeksizin bu alanda gerçek bir çalışma yürütülemeyeceğini kabul ederek işe koyuldum.” diyerek şiire verdiği değeri bir defa daha dile getiren Özel’in şiire dair birçok görüşünün yer aldığı Şiir Okuma Kılavuzu’ndaki hemen her yazıda bir hakikat peşinde olmanın, bir gerçeklik savunmasının ve bir millî odağın izleri dikkat çekiyor.

Yazımızın odağındaki eserin yukarıda zikredilen başlangıç cümlesinden sonraki şu cümle âdeta kitabın omurgasını oluşturuyor: “Bu yazıların bir mazereti varsa, o da ‘baş’ın ancak ‘omuzlar’ üzerinde durabileceğine olan inancımdır.”

Octavio Paz’ın, “Şiir bilgidir, kurtuluştur, güç ve terk ediştir. Dünyayı değiştirebilecek güçte bir eylemdir ve doğası gereği devrimcidir.”[1] dediği bir dünyada İsmet Özel de söz konusu kitabın giriş yazısında “Şiirden yoksun bir edebiyat ortamının kofluğunu hiçbir dâhiyane açıklama gideremez.”diyor. Aynı yazıdaki şu sözlerden kitabı kaleme almasında bir sorumluluk üstlenme bilincinin rol oynadığını da anlıyoruz: “Şiirin yüzünü hiç kimsenin hatırlamadığı bir dünyada, birinin kalkıp şiirin tanınmaya değer bir yüzü olduğunu, ortalıkta dolaşan renkli ve solgun yüzlerce hayaletin yalnızca maskeler olduğunu söylemesi lâzım.”

2. yazıda eskiden bir edebiyat çevresinin varlığından ve şiir saygısının bulunduğundan bahseden İsmet Özel şu ifadelerle acı bir gerçeği de gözler önüne seriyor: “Artık şiir (!) değerlendirmelerine paranın, apoletlerin ve koltukların gölgesi düşmüştür. Artık çevreden değil, piyasadan söz etmek; okuyarak, tadına vararak değil, pazarlıkta uyuşarak bir şeyler elde etmek zamanıdır.”

“Hangi sebeplerle sosyalist olduysam o sebeplerle Müslüman oldum.” sözüyle bile oldu olası omurgalı bir duruş sergilediği anlaşılabilecek Özel’in şu sözleri şiir okurken neden bir kılavuza ihtiyaç duyulabileceğine açıklık getiriyor: “Bir insan şiir okumayı seçmişse, bu okuma sürecince ve sonucunda kişiliği, kimliği ve yeryüzünde sahip olduğu yer bakımından şiirden bir kazanç sağlamayı düşünüyorsa, yapacağı bu işi tesadüflerin umursamaz akışı içinde değil de, kararlılık içinde gerçekleştirme yolundaysa o insanın şiir okumak için bir kılavuza ihtiyacı vardır.”

Öteden beri şiir ilminin haysiyetini savunan, şiiri çiçek böcek sanatı gibi romantik bir bağlamda konumlandırmayan, 1974 yılında Sezai Karakoç merhumun Diriliş dergisinde yayımlanan “Amentü” şiiri ile Müslüman dünya görüşüne bağlandığı ayan olan İsmet Özel zor zamanda konuşmaktan hiç yılmamış ve yıllarca İslam hakikati için şair olarak, yazar olarak, mütefekkir olarak mücadele etmiş ve şiirin ne olduğuna yönelik tanımlamalarından birinde şunları ifade etmiştir:

“Şiir okumak isteriz, çünkü bütüne, bütünümüze, bütün içindeki yerimize varma zorluğunu bu insanî ve insan dışı aygıtla yenmek isteriz. Şiir bu anlamda bir ‘yerine getirici’, bir silah, bir kalkandır.”

Şiir Neden Önemlidir adlı eserinde Jay Parini şairler için şunları söylüyor: “Şairler dik başlıdır, otoriteye karşı çıkışın sesidirler, acımasız akla karşı güçlü duyguların savunucusudurlar…” İsmet Özel de her daim insanlığı sömüren otoritelere karşı toplumcu bir duyarlıkla, kılavuzunda, şiir için şu ifadeleri kullanmıştır:

“Başlangıcından beri şiir başkaldıranların, baskıya, zorbalığa karşı koyanların sesidir. Haksızlığa uğrayanların bir haykırışıdır şiir.”

“Şiirin özgürlüğe ihtiyacı yoktur ve fakat özgürlüğün şiire ihtiyacı vardır.” Kılavuz’un 1990 yılında yayımlanan ilk yazısı bu ifadeyle başlıyor. Bu ifade, dünya yurttaşları olarak insani değerleri ve insan özgürlüğünü şiirlerin ve şairlerin dünyasında bulabileceğimiz anlamını taşıyor. Nitekim bu ilk yazı şöyle son buluyor: “Özgürlük için şiir yoksa, şiir adına yazılanlar zalimlere birer ihsan yerine geçebilir.”

Sözün değersizleştiği bir çağda, bir şey söylemeleri gerekmese bile şairler duyarlıkları bakımından insani olanın safında yer alırlar. Bu duyarlık onlara bazı sorumluluklar da yükler. Kılavuzdaki şu ifadeler de bu noktaya temas ediyor:

“Şairleri affedebiliriz, yine de bizimle birlikte bir ölüm kalım savaşına girmedikleri sürece onları ciddiye almak zorunda değiliz.”

“Keşke şair burjuva enternasyonalizminin müfsid değerlerine karşı kendini ve bizi uyanık tutma yolunu seçse.”

 “Şiir Bilgisi Gerçekleri Yok Eder” başlıklı yazıda kendimizi şiire açtığımız zaman ilk varacağımız sonucun “kendilik bilgisi” olduğunu söyleyen İsmet Özel kılavuzunu şu şekilde sonlandırıyor:

“Kendini tasarlama ihtiyacındaki insan şiirle içli dışlı olmaya can atar. Kendini bilen insan da gittikçe azalmayı öğrenir. Kendilik bilgisi insana, insanlara olan ihtiyacı artırır. Kendini bilen insan yardımın insanlardan gelmeyeceğini de bilir.”

T.S. Eliot, “Şairin, şair olarak görevi, önce kendi diline, dolaylı olarak da kendi toplumuna karşıdır.”[2] der. İsmet Özel’in Çenebazlık kitabındaki metinleri de Şiir Okuma Kılavuzu’ndaki görüşleriyle tutarlık gösteriyor ve onun şiirimize ve toplumumuza yönelik görev bilincinin her daim diri olduğunu kanıtlar nitelikteki yazılardan meydana geliyor. Birkaç alıntıyı şöyle sıralayabiliriz:

“Şairler şair oldukları, yani okuyucularında bir karşılık buldukları, okuyucuları için vazgeçilmez açılımların başlatıcıları oldukları için değil, “filâncalardan biri” oldukları için geçerliliklerini koruyorlar. Her “filâncalar kümesi” kendi birimini gümrük duvarlarıyla korumaktadır. Metni yazanın “bizden” olup olmaması onun gümrüğümüz koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağını belirler.” (S.140)

“Şiir bu dünyadan vazgeçecek değildir, ama ısrarla dünyaya merkezi gerçeklik olan bir başka alandan bakacaktır.” (S.156)

“Halkın varoluş şartlarını, yaşama hakkını, özlemlerini, korkularını ve dünyaya bakış tarzını şiirin dokusu haline getiremeyen, halkın varoluşu ile kendi varoluşu arasındaki ilintiyi birinci mesele olarak almayan şairin günümüz Türkiye’sinde herhangi bir atılım gücü yoktur. Esasen hiçbir çağda olmamıştır. Her çağda şiiri yozlaştıran eğilim şiirin bir edebiyat türü olarak ele alınması, ontolojik konumundan koparılarak bir ‘sanat’ sayılmasıdır.” (S.184)

 “Türkiye’de dolarla ölçülen değerle şiirle ölçülen değer arasında tercih yapan insanların birbirinden ayrılmaları, hatta birbirinden kopmaları, Türkiye’nin lehine olacak bir şeydir.” (S.214)

“‘Türkiye’de şiir ne menem bir şeydir?’ sorusunu sorup bunun cevabını almaya çalıştığımız zaman, ‘Benim tıynetim nedir? Ben kaç paralık adamım?’ sorusunu sormuş olmanız gerekir. Yani ‘Türkiye ha olmuş, ha olmamış!’ diyen bir insanın Türk şiirinden zerrece bir şey anlamasına imkân yoktur.” (S.269)

*Tiyo Yayınları Baskısı


[1] Yay ve Lir, s.15

[2]Edebiyat Üzerine Düşünceler

Yorum Yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DÜŞÜNCE

“Dehâ ve Dâhi” – Hüseyin Ahmet Çelik

I. “Ben’in Allah’ta yok olmaya koşması azizleri, insanlıkta yok olmaya koşması dâhileri, millette yok olmaya koşması kahramanları yaratmıştır” der Peyami Safa. Deha’nın kökenine...

İlgili Makaleler
BERHAVAKİTAP

“Kendi Çatısını Çökerten Papalagailer” – Feyza Cengiz Dündar

Batı medeniyeti ne zaman kendi meydana getirdiği sanayileşme, betonlaşma ve tüketme çılgınlığı...

BERHAVAKİTAP

“Küçük Ama Hayatın Tam Ortasından Şeyler” – Zeynep Acar

100 yılı aşkın bir süredir tüm varlığıyla direnen bir milletin, kültürel direnişinde...

BERHAVAKİTAP

“Kale Arkasında Kendini Unutturan Forvet: İblis Kurtdüşüren” – Salih Erayabakan

“Şeytanın en büyük numarası/hilesi, dünyayı/insanları yokluğuna (var olmadığına) inandırmasıdır”[1] İnsanın doğasında bilmek...

BERHAVAKİTAP

“Bahçıvan ve Ölüm: Sessiz Bir Eşik” – Feyza Cengiz Dündar

Bulgaristanlı yazar Georgi Gospodinov, metinlerinde sık sık hafıza, zaman ve kişisel olanla...

“Korku ile ümit demişler. Korkacaksan kendinden kork, ümit edeceksen kendinden ümit et. İlerde uçurum var diyen, seni korkutuyor mu? Uçurum var demek, korkutmak değildir ki. Düştüysen, uçurum var diye değil, uçuruma yürüdüğün için düşersin. Korkacaksan, uçurumdan haber verenden korkma, uçurumdan da korkma; kendinden kork ki yürüyen sensin, düşen sensin. Korku böyle, ümit de böyle. Gemi var demek, ümit vermek değildir. Tufandan, gemi var diye kurtulmazsın, tufandan, gemiye binersen kurtulursun. Ümit bağlayacaksan, gemiden haber verene bağlama, gemiye de bağlama; kendine bağla ki yürüyen sensin, binen sensin. Korku ve ümit, ölü için geçerli değildir. Uçurum yok deyip yalan mı söyleyelim? Olmaz. Gemi var deyip seni hayale mi sürükleyelim? Olmaz. Ümit nedir? Ümit iptir, tutunursun. İp ölçüdür. Ölçüye tutunacaksın. Nasıl olsa uçurum yoktur diye ümit edilir mi? Edilmez. Uçurum olduğu bilinir; ama iple yürünür, ölçüyle yürünür, dengeli yürünür. Korku da sendedir, ümit de sendedir; yeter ki hayatın her manasını tanıyabilmek için, hayatın her yerine girecek cesaretin ve büyüklüğün olsun.”