
Yahya Kemal
“Bir şair çevresinde bir millet yaratır, ona görülecek bir dünya verir ve o milletin ruhunu bu dünyaya taşımak üzere elinde tutar.” diyor Alman filozof Herder. Türk milleti bu konuda çok şanslı çünkü böyle bir kudrete sahip birden fazla şair yetiştirmiştir. Yunus Emre bizim bu topraklarda yani Türkiye vatanında bir millet olarak var olmamızın önünü açtı. Yunus eliyle Rum diyarı Türkçe konuşan insanlardan bir millet oldu.
Bir de bu toprakları biz ikinci kez vatan yaptık. Birinci Cihan Harbi’nden sonra yer yer işgal edilen vatan, bu sefer başka bir şairin kudretiyle millet olacaksa bu şair muhtemelen Yahya Kemal Beyatlı’dır. Yahya Kemal ne yaptığını iyi bilen tüm özel insanlar gibi memleket içindeki hiçbir ahval ve şarta bakmaksızın çok evvelden kafasına koyduğu işleri ömrü el verdiğince yapmaya gayret etti. Nedir bu işler; bu toprakların tarihte çok özel bir millet olarak gördüğü “Türk” vatanı olması, tarih denilen büyük varlığın her dem yeniden yorumlanması, bir millet estetiği inşa etmek, modern olanı gözden kaçırmadan tarihsel dayanakları olan büyük bir şiir yaratmak. Yahya kemal dildeki ve kültürdeki derin kudretiyle bunların üstünden gelmiş görünüyor.
O, geçmiş ile gelecek arasında kuvvetli bir “devamlılık” tır. Talebesi ve dostu Tanpınar’ın “Köksüz şeyler daima yüzer, daima beyhude yere bir karşı sahil arar. Hâlbuki millî hayat devamdır. Devam ederek değişmek, değişerek devam etmektir. Çünkü yaratmanın ilk şartı devamdır.” ifadesinin vücut bulmuş hâlidir. Yahya Kemal bu devamlılığı “imtidâd” düşünceciyle dile getirir.
Ama ona sadece geleneğin büyük şövalyesi olarak bakmak da bizi yanıltır. Yeni şiiri bu topraklarda en iyi bilen adamlardandır. Kurduğu şiir 19. yüzyıl dünya yeni şiirinin devamı niteliğindedir. “Şiirin bir dil işi olduğunu” fark eden ilk şairimizdir.
Kendi Gök Kubbemiz
Yahya Kemal yaşarken hiçbir kitap yayınlamadı. Vefatından sonra dostları kitaplarını düzenlediler ve yayınladılar. Şiirleri iki kitapta toplandı. Yeni şiirleri Kendi Gök Kubbemiz adıyla ve divan tarzı şiirleri Eski Şiirin Rüzgârıyle adıyla. Beşir Ayvazoğu, Yahya Kemal biyografisinde, Yahya Kemal’in iki kitap istemediğini yukarıda değindiğimiz imtidâd düşüncesiyle aslında tek kitap olarak yayınlamak istediğinden bahseder. Özellikle ömrünün son dönemlerinde böyle tek kitaptan oluşacak bir şiir kitabı yayınlamak çok istemiştir ancak bu büyük şiiri ikiye bölmeye, eski ve yeni diye birbirinden ayırmaya gönlü elvermemiştir.
Kendi Gök Kubbemiz ne kadar küçük hacimli bir kitaptır? Toplam seksen kadar şiir ancak çıkar. Fakat bu küçüklüğün ötesinde modern Tük şiirinin adeta DNA’sı yatar. Türk şiiri âdeta bu kanonik metin etrafında hizalanacaktır.
Kanon
Kanon her şeyden önce kamış, çubuk veya ölçülü tahta parçası anlamına gelir. Eski Yunan’da mimar ve zanaatkârlar inşa faaliyetlerinde bu ölçü çubuklarını kullanır. Bu bağlamda kanun kelimesinin de kökeni olan kanon; ölçü, ölçek, temel prensip, ilke, kural anlamlarına gelir. Kilise dogmatizminden hukuka, edebiyattan müziğe kadar son derce geniş bir kullanım alanı var kelimenin. Edebiyatta kanon tartışmaları son derce zengin bir literatür sunar ve oldukça tartışmalı bir alana tekabül eder. Biz bu tartışmalara hiç girmeden edebî kanondan ne anladığımızı ifade edelim. Edebi kanon yüzyıllar içinde bir dil varlığının kabul edilmiş temel metinlerini ihtiva eder. Yunus Emre Divanı, Kutadgu Bilig, Dede Korkut Hikâyeleri, Vesiletü’n Necat (Mevlit) gibi metinler Türk edebiyatına yön veren kanonik metinlerdir. Bunlarsız bir Türkçe varlığı düşünülemez. Kanon elbette yalnızca tarihsel derinlikte değil modern dönemde de kendisine sürekli yeni isimler ekleyerek varlığını sürdürür.
İşte Yahya Kemal modern Türk şiirinin kanonunu inşa eden şairdir. Poetik ve estetik bakımdan yarattığı şiir kendi dönemini ve kendinden sonraki dönemin temel belirleyicisi olmuştur. Yeni Türk şiir onun nazarı altında büyüyüp şekillenmiştir. Devamcıları veya muhalifleri olsun bu çok değişmez. Bir şairimizin şu ifadesi Yahya Kemal’in Türk şirindeki kanonik yönünü ne güçlü ifade eder.
“Hepimiz, bugün Türkçede şiir yazan herkes ama herkes bir biçimde onunla ilişkilidir. Farkında olsak da olmasak da, hoşumuza gitse de gitmese de bu böyledir. İster karşı duruşumuzla, ister ünsiyet ilişkimizi kabul edişimizle, isterse hiç umurumuzda olmadığını varsaydığımızda, hepimiz, bu yani bu ülkede adı şaire çıkmış herkes, şiir yazma uğraşının bir noktasında onun şiiriyle karşı karşıya gelmişizdir.”
Görseller: Türk Maarif Vakfı Ansiklopedisi, bursadakultur.org
Yorum Yaz